"fool,"

Good, 'cause if you're that big a fool, then I have to start looking for a new partner.

İyi çünkü eğer bu kadar büyük bir ahmaksan, o zaman yeni bir ortak aramaya başlamak zorundayım.

That's the best thing a girl can be in this world, a beautiful little fool.

Bu dünyada bir genç kızın yapabileceği en iyi şey, küçük, güzel bir budala olmak.

You have a wife, a son, and your life ahead of you and you're wasting your time here like a fool!

Bir karın, bir oğlun ve önünde yaşanacak bir hayatın var ama sen bir aptal gibi zamanını burada harcıyorsun!

Sit down and shut up, you old fool.

Otur ve çeneni kapa, seni yaşlı aptal.

But you know something, somewhere out there there's another fool.

Sana bir şey diyeyim mi, dışarıda bir yerde bir salak daha var.

But then he isn't real and I'm a fool.

Ama o gerçek değil ve ben bir aptalım.

You are either a very brave man or a fool.

Ya çok cesur ya da aptal bir adamsın.

And you are an old man and a fool!

Sen de yaşlı ve aptal bir adamsın!

The guy's gotta be a pretty big fool To leave a girl like you.

Senin gibi bir kızı bırakmak için koca bir aptal olmak lazım.

But, Henry, let me ask you do you think I'm a fool?

Ama Henry sana bir şey soracağım. Sence ben aptal mıyım?