'Cause

I mean, not together. Just at the same time. 'Cause, we're not together anymore, right?

Yani, birlikte değil sadece aynı anda çünkü artık birlikte değiliz, değil mi?

'Cause everything I do is just for you All for you Come on, give me your love.

Çünkü her yaptığım yalnız senin için hepsi senin için hadi gel aşkını bana ver.

Yeah, 'cause you're smart. And you're a great dad, and what other choice do you have?

Evet, çünkü sen akıllısın ve mükemmel bir babasın, ayrıca başka bir şansın da var ki?

Never like, "we're never gonna have a black president" never? 'cause that happened.

Asla siyahi bir başkan gelmeyecek gibi bir asla mı? Çünkü bu oldu.

Oh, that's too bad, 'cause he really needs one. He had an accident last week.

Çok kötü, çünkü gerçekten ihtiyacı var geçen hafta bir kaza geçirdi de.

'Cause today is such a special day for her because of her new boyfriend.

Bugün onun için çok özel olmalı çünkü yeni erkek arkadaşı var.

That is so sweet, 'cause you've got absolutely nothing, but you still want to play.

Bu çok tatlı bir şey. Çünkü elinde hiçbir şey yok. Ama hâlâ oynamak istiyorsun.

No no, it doesn't change anything, 'cause it's never ever gonna happen again.

Hayır hayır. Bu hiç bir şeyi değiştirmez. Bir daha asla olmayacak çünkü.

'Cause there's something I should have told you

Çünkü sana söylemem gereken Bir şey var

Well, then it's about to get better 'cause this is something I haven't told anyone.

Öyleyse daha da iyi olacak çünkü bu henüz kimseye söylemediğim bir şey.