I'll

Okay, I'll give you the good news first, which is not that good, but it's better than the bad.

Tamam önce iyi haberleri vereceğim ama o kadar da iyi değil, ama kötüden daha iyi.

Look, if you do something nice for him, maybe I'll do something nice for you.

Bak, onun için hoş bir şey yaparsan belki ben de senin için yaparım.

Well, I'll tell you something I don't know anything about.

Sana bir şey söyleyeyim Ben hakkında hiçbir şey bilmiyorum.

I see that now, and one day you'll see it, too, but until then you don't really have a choice.

Bunu şimdi anlıyorum ve bir gün sen de anlayacaksın. Ama o zamana kadar başka seçeneğin yok.

Give me something and I'll give you something.

Sen bana bir şey ver, ben de sana vereyim.

Oh, yeah, and i'll Tell you what. You got a beautiful Wife at home.

Ah, evet, ve bak sana ne diyeceğim, Evde çok güzel bir karın var.

But first, you tell me how you think that's gonna happen, and then I'll probably say the same thing.

Ama önce sen bana onun nasıl olacağını bir söyle. Sonra muhtemelen ben de sana aynı şeyi söylerim.

That's right, but I'll tell you something.

Bu doğru, ama sana bir şey söyleyeyim

I'll love you so much that no woman is ever gonna be good enough for you.

Seni o kadar çok seveceğim ki hiç bir kadın senin için yeterli olmayacak.

I'll find something else important and interesting to do, and all will be well and good.

Yapacak başka önemli ve ilgi çekici bir şey bulurum. Ve her şey iyi ve güzel olur.