Jesse

Now, Jesse, we can do this the easy way or, of course there's that other way.

Şimdi Jesse, bunu kolay yoldan yaparız ya da tabii ki diğer yol var bir de.

Sending Sam and Jesse in might be dangerous, but right now it's the best move we have.

Göndermek belki Sam ve Jesse için tehlikeli olabilir ancak şimdi doğru olan bu. Yapabileceğimiz en iyi şey.

This is the right thing for Michael and for Jesse.

Bu Michael ve Jesse için yapılacak en doğru şey.

And you, what are you doing here, Jesse?

Ve sen. Burada ne işin var, Jesse?

Yeah. Look, Jess, it's not that big a deal.

Bak, Jess, bu büyük bir mesele değil.

But there's also a teacher and Jesse saw me with the teacher.

Bir de bir öğretmen var ve Jesse beni onunla gördü.

You don't have secrets, Jess, because you never do anything stupid.

Senin sırrın yok, Jess, çünkü hiç aptalca bir şey yapmıyorsun.

Is there something you wanna talk to me about, Jesse?

Bana söylemek istediğin bir şey mi var, Jesse?

No, but I think jesse said there's a cop with the same last name.

Hayır, ama sanırım Jesse soyadı bununla aynı olan bir polis söylemişti.

Look, Jess, it's not that big a deal.

Evet. Bak, Jess, bu büyük bir mesele değil.