Presenting

I know it's a little early for Christmas, Edward, but I have a present for you.

Yılbaşı için biraz erken olduğunu biliyorum, Edward, ama senin için bir hediyem var.

In fact, you'll never get another present from me again. well, that makes me very, very happy.

Aslında, benden bir daha asla hediye almayacaksın. Bu beni çok ama çok mutlu eder.

That's why I bought a present for Red and I'm sure he has one for me.

Bu yüzden Red için bir hediye aldım ve eminim ki o da bana bir tane almıştır.

I have a present, too I'll give it to you later because it's a surprise.

Benim de bir hediyem var. Sana sonra vereceğim çünkü o bir sürpriz.

Yes, he gave me a birthday present, but I don't know what's in it.

Bana bir yaş günü hediyesi verdi. Ama içinde ne var, bilmiyorum.

Dear William, thank you so much for the birthday present.

Sevgili William, doğum günü hediyem için çok teşekkür ederim.

Ladies and gentlemen, it is my great honor to present to you Daniel and Emily Grayson.

Bayanlar ve baylar sizlere Daniel ve Emily Grayson'ı takdim etmek benim için büyük onur.

I brought some wine, um someone gave me as a birthday present.

Biraz şarap getirdim, um Biri bana doğum günü hediyesi olarak verdi.

No, but thank you for the great early birthday present.

Hayır, ama erken doğumgünü hediyesi için çok teşekkür ederim.

It's red and green and looks like a Christmas present.

Yeşil ve kırmızı, sanki bir noel hediyesi gibi duruyor.