English-Turkish translations for ability:

yetenek · özellik · güç, güçler · kabiliyet · beceri · other translations

ability yetenek

I mean, God gave me a body, ability to play baseball, and that's what I wanted to do, give me everything.

Tanrı bana bir beden ve beyzbol oynamam için yetenek verdi ve ben bunu yapmak istiyordum. Bana her şeyi verdi.

Little master, use your abilities to protect yourself and others

Küçük Üstat, Kendini ve diğerlerini korumak için yeteneklerini kullan

It's a very rare ability.

Bu çok nadir bir yetenektir.

Click to see more example sentences
ability özellik

You're not the only one with special abilities, Isaac.

Özel yetenekleri olan bir tek sen değilsin, Isaac.

Your father wrote a book about people with abilities.

Baban özel yetenekleri olan insanlar hakkında bir kitap yazmış.

You got any special abilities?

Senin özel yeteneklerin var mı?

Click to see more example sentences
ability güç, güçler

Listen this thing is beyond even your ability, son.

Dinle bu senin güçlerini bile aşar oğlum.

Your ability to bring people together is very powerful.

İnsanları bir araya getirme yeteneğin çok güçlü.

But all of us have powers, skills and abilities.

Ama hepimizin güçleri, vasıfları ve yetenekleri var.

Click to see more example sentences
ability kabiliyet

You've got a great talent or ability.

Çok büyük bir yeteneğin ya da kabiliyetin var.

It gave her this special ability.

Bu ona özel bir kabiliyet verdi.

Thing is, Butch, right now you got ability.

Mesele şu ki, Butch, şu an kabiliyetin var.

Click to see more example sentences
ability beceri

Everybody has different sensing ability.

Herkesin farklı farklı hissetme becerisi vardır.

Hartman has better commanding ability

Hartman'ın komuta becerisi daha iyi.