English-Turkish translations for able:

mümkün · yapabilen · yetenekli · güçlü · becerikli · sağlam · other translations

able mümkün

It would be great to be able to tell Piper something good for once.

Bu Piper kez iyi bir şey söylemek mümkün olmak için çok iyi olurdu.

These men, they will have super powers of their own, able to conquer any enemy.

Bu adamların, kendi süper güçleri olacak, Herhangi bir düşmanı fethetmek mümkün olacak.

Of not being able to live with one man, not having a family.

Ile birlikte yaşamak mümkün olmayan bir adam, bir ailenin sahip değil.

Click to see more example sentences
able yapabilen

Now the Man knows much and is able to do many things

Şimdi adam çok şey biliyor ve pek çok şey yapabilir.

I want to be able to do that for someone someday.

Bir gün ben de biri için bunu yapmak isterim.

You better be able to do this.

Bunu daha iyi yapmak mümkün olacak.

Click to see more example sentences
able yetenekli

I've worked with very brave and able officers.

Ve çok cesur ve yetenekli memurlarla çalıştım.

And to Dr. Derek Stephenson and his very able nurse, Delinda Deline.

Ayrıca Doktor Derek Stephenson ve onun yetenekli hemşiresi Delinda Deline için.

A very able and efficient ally.

Yetenekli ve etkili bir dost.

Click to see more example sentences
able güçlü

These men, they will have super powers of their own, able to conquer any enemy.

Bu adamların, kendi süper güçleri olacak, Herhangi bir düşmanı fethetmek mümkün olacak.

Where are Able Six and Able Seven?

Güçlü Altı ve Güçlü Yedi nerede?

Thank you, Able Nine. Able Three.

Teşekkür ederim Güçlü Dokuz, Güçlü Üç.

Click to see more example sentences
able becerikli

He's a very able man.

Çok becerikli bir adam.

He's a good man, Halloran, ready and able.

Halloran iyi bir adam, istekli ve becerikli.

Kearney's strong and able.

Kearney güçlü ve becerikli.

able sağlam

Better be sick here than able-bodied elsewhere

Burada hasta olmak, başka yerde sağlam olmaktan iyidir.