English-Turkish translations for about:

hakkında · konusunda · ilgili · kadar · duymak · yaklaşık · üzere, üzerine · yanında · neredeyse, nerdeyse · geriye, geri · sularında · hemen hemen, hemen, hemen-hemen · tahmini · civarında · dair · etrafına, etraf, etrafta, etrafa, etrafında · çevresi, çevre · yakında · dolayı · üstünde · her yerinde · her tarafta · yakınında · takriben · az kaldı · aşağı yukarı · other translations

about hakkında

You don't know anything about this man, and he knows everything there is to know about you.

Bu adam hakkında hiç bir şey bilmiyorsun ve o senin hakkında her şeyi biliyor.

Now what do we do about this?

Şimdi bu konu hakkında ne yapacağız?

I don't know anything about it.

O şey hakkında bir şey bilmiyorum.

Click to see more example sentences
about konusunda

Okay, well, there is one more thing that I want to say about this.

O zaman, bu konu hakkında söylemek istediğim bir şey daha var.

I think maybe this is my fault because maybe I wasn't clear about exactly what I want.

Sanırım belki de bu benim hatam çünkü tam olarak ne istediğim konusunda açık değildim.

She didn't say anything about this?

Bu konuda hiçbir şey söylemedi mi?

Click to see more example sentences
about ilgili

How can you be with a guy that's got a problem with the very thing you're all about?

Nasıl bir adamla olabilir Sen tüm ilgili çok şey ile ilgili bir sorun var olduğunu?

This is about you, okay?

Bu seninle ilgili, tamam mi?

Now we're gonna do something about your family.

Şimdi senin ailenle ilgili bir şeyler yapacağız.

Click to see more example sentences
about kadar

There's something about this that is so black, it's, like, how much more black could this be?

Bence bu çok kara bir şey gibi, şey gibi, bu daha ne kadar siyah olabilir?

There's no need to be so serious about it.

Bu için bu kadar ciddi olmaya gerek yok.

What's so bad about being a mother?

Anne olmanın nesi bu kadar kötü?

Click to see more example sentences
about duymak

What have you heard about what happened here tonight?

Bu gece burada olanlar hakkında ne duydun?

We've heard wonderful things about you.

Senin hakkında harika şeyler duyduk.

Whatever you heard about this place isn't true anymore.

Burası hakkında duyduğun şey her ne ise, artık doğru değil.

Click to see more example sentences
about yaklaşık

I saw a little girl the other day, about three, maybe four years old.

Geçen gün bir kız çocuğu gördüm, yaklaşık üç, belki dört yaşında.

Yes, about five minutes ago.

Evet, yaklaşık beş dakika önce.

We went once, about three years ago.

Bir kere gitmiştik, yaklaşık üç yıl önce.

Click to see more example sentences
about üzere, üzerine

He's about to do something.

Bir şey yapmak üzere.

Don't tell me you're still upset about me and Amanda.

Sakın bana, Amanda ve bana hala üzüldüğünü söyleme.

How about, "Really, very sad"?

Gerçekten çok üzücü" nasıl?

Click to see more example sentences
about yanında

Yeah, but you're wrong about her.

Evet, ama onun hakkında yanılıyorsun.

Of course you're wrong about that.

Tabii ki yanılıyorsun. Öyle mi dersin?

Yes, you'll be with Daddy in about a week, OK?

Evet, Babacığın bir haftaya yanında olacak, tamam mı?

Click to see more example sentences
about neredeyse, nerdeyse

Did he say anything about where he was going?

O nereye gittiği hakkında bir şey söyledi mi?

Michael told me almost everything about you.

Michael hakkında neredeyse her şeyi anlattı.

What's so bad and dangerous about him?

Neresi o kadar tehlikeli ve kötü?

Click to see more example sentences
about geriye, geri

And when she came back, did she say anything about what happened?

Ve geri geldiğinde, ne olduğu hakkında, herhangi bir şey söyledi mi?

Doesn't bring her back, but at least I'm doing something positive about it.

Bu onu geri getirmeyecek ama en azından olumlu şeyler yapıyorum.

Yeah, but what about the rest?

Evet, ama ne geri kalanı ne olacak?

Click to see more example sentences
about sularında

I had a dream about a man as a friend, who asked me to drink water and I think

Ben bir adam hakkında bir rüya gördüm Arkadaş gibi, O su içmek istedi ve sanırım

How about the water?

Su ne olacak peki?

Now, Bree, tonight is all about my very good friend Carolyn Decker and her pure water project.

Bree, bu akşam sadece çok yakın arkadaşım Carolyn Decker ve onun saf su projesi ile alakalı.

Click to see more example sentences
about hemen hemen, hemen, hemen-hemen

How about right now?

Hemen şimdi. Ne dersin?

So I've seen just about everything.

Yani hemen her şeyi gördüm.

There's something about you nearly every day.

Hemen her gün senin hakkında bir şey var.

Click to see more example sentences
about tahmini

Guess who's about to become a free woman.

Tahmin et bakalım kim özgür bir kadın olmak üzere.

Guess what it's about.

Ne hakkında, tahmin et.

Guess who it's about?

Tahmin et kimin hakkında?

Click to see more example sentences
about civarında

There's an inn, The Bedford House, near Bedford Village it's about an hour from here.

Bedford köyü civarında bir han var."Bedford House" Buradan bir saat uzakta.

This time, about eight months.

Bu sefer, sekiz ay civarında.

Only about a million bucks.

Bir milyon dolar civarında.

Click to see more example sentences
about dair

I want to know everything, everything about you.

Her şeyi bilmek istiyorum, sana dair her şeyi.

Well, I believe I have a better idea about who you are.

Sanırım, kim olduğuna dair benim daha iyi bir fikrim var.

I have a bad feeling something is about to happen.

İçimde kötü bir şey olacağına dair bir his var.

Click to see more example sentences
about etrafına, etraf, etrafta, etrafa, etrafında

Then look about you.

O zaman etrafına bir bak.

I am here because about half an hour ago a toxic substance was released outside around this building.

Buradayım çünkü yaklaşık yarım saat önce, zehirli bir madde dışarıda, bu binanın etrafında serbest bırakıldı.

There's a clever murderer about, and I'll find him.

Etrafta zeki bir katil var ve ben onu bulacağım.

Click to see more example sentences
about çevresi, çevre

Oh, my God. making everything about herself, as usual.

Aman tanrım. her şeyi kendine çeviriyordu, her zamanki gibi.

George Newman has turned that little station into something this community cares about.

George Newman bu küçük istasyonu toplumun umursadığı bir şeye çevirdi.

What do we know about this artificial environment, Seven?

Bu yapay çevre hakkında ne biliyoruz, Seven?

Click to see more example sentences
about yakında

And I'm sorry about the last couple months, but I'll see you real soon, okay?

Ve geçen bir iki ay için çok üzgünüm. Ama yakında, çok yakında görüşeceğiz tamam mı?

Listen, something terrible is about to happen.

Dinle, çok yakında korkunç bir şey olacak.

They'll talk about something else soon.

Yakında başka bir şey hakkında konuşacaklar.

Click to see more example sentences
about dolayı

Whatever you do now about this baby will have a reason.

Neyse şimdi yaptığın şey bu bebek bir nedenden dolayı.

For some stupid reason she's crazy about you.

Aptalca bir nedenden dolayı senin için deli oluyor.

Crane must've lied about it for some reason.

Crane bir sebepten dolayı yalan söylemiş olmalı.

Click to see more example sentences
about üstünde

Somewhere over Africa I began to wonder about relationships.

Afrika üstünde bir yerde ilişkileri merak etmeye başladım.

In depravity upon depravity, the King what's this about?

Ahlâksızlık üstüne ahlâksızlık içinde, Kral Bu ne hakkında?

About that time, Graner and Davis and Frederick started jumping on the dogpiie.

Bu sirada Graner, Davis ve Frederick insan yigininin üstünde zipiamaya basiadiiar.

Click to see more example sentences
about her yerinde

You know what? Everything isn't always about food.

Ne var biliyor musun, her şey her zaman yemek değildir.

It's about money like everything else.

Her şey para, her yerdeki gibi.

Why are you always thinking about food?

Neden her zaman yemek yemeği düşünüyorsunuz?

Click to see more example sentences
about her tarafta

But anyway, something about being there was very interesting.

Her neyse, orada olmanın çok ilginç bir tarafı vardı.

What about "both sides"?

Her iki taraf" ne olacak?

There's always something of the melancholy about him.

Onun her zaman melankolik bir tarafı vardır.

about yakınında

There's actually a place nearby that everyone's talking about.

Aslında yakınlarda herkesin bahsettiği bir yer var.

About an hour and a half ago somewhere near Maxwell.

Bir buçuk saat kadar önce Maxwell yakınlarında bir yerde.

about takriben

She disappeared about ten days ago.

Takriben on gün önce kayboldu.

About this size, approximately.

Yaklaşık bu boyutlarda. Takriben.

about az kaldı

Probably about a half mile or less.

Büyük ihtimalle yarım milden az kaldı.

about aşağı yukarı

Vakkas said about the same thing.

Vakkas da aşağı yukarı aynı şeyi söyledi.