English-Turkish translations for above:

üstüne, üstünde, üstün · yukarısına, yukarı, yukarıya, yukarıda, yukarda, yukarıdaki · üzerine, üzerinde · daha çok · önce · daha · üst · öte · cennette · yukarıda olan · yüksek · other translations

above üstüne, üstünde, üstün

This is a homicide investigation, and Mr. Benedict is not above the law.

Bu bir cinayet soruşturması ve Bay Benedict hukukun üstünde değil.

I have a room above this club.

Bu kulübün üstünde bir odam var.

You got two right above you.

Tam üstünde iki kişi var.

Click to see more example sentences
above yukarısına, yukarı, yukarıya, yukarıda, yukarda, yukarıdaki

Ladies and gentlemen, Come and saw Paris from above A great experience

Bayanlar ve baylar, gelin ve Paris'i yukarıdan görün! Harika bir deneyim!

Ladies and gentlemen, come see Paris from above.

Bayanlar ve baylar! Gelip Paris'i bir de yukarıdan görün.

There's one above you, too... .and he's my enemy.

Yukarıda başka biri daha var ve o benim düşmanım.

Click to see more example sentences
above üzerine, üzerinde

You want a girl to be above this line,

Sen bu çizginin üzerinde bir kız istiyorsun.

Right above, there is a list.

Tam üzerinde, bir liste var.

There is nothing above it.

Onun üzerinde hiçbir şey yok ki.

Click to see more example sentences
above daha çok

I love you above all else.

Seni her şeyden çok seviyorum.

I have one offer, and it's way above asking.

Tek bir teklif var ve istenilenin çok üstünde.

And above all, I want to be sure Dean Keaton's dead.

Her şeyden çok da Dean Keaton'ın öldüğünden emin olmak istiyorum.

Click to see more example sentences
above önce

Absolutely no kissing because I am, above all, an Englishman and a gentleman.

Kesinlikle öpüşmek yok çünkü ben herşeyden önce İngilizim ve bir centilmen.

Above all, you have too much to lose.

Her şeyden önce, kaybedecek çok şeyin var.

The signature and, above all, the date.

İmza ve her şeyden önce, tarih.

Click to see more example sentences
above daha

But I know those men above better than you.

Ama ben o adamları senden daha iyi tanıyorum.

But there's one rule above it:

Ama onun üzerinde bir kural daha var.

But there's one rule above it, the platinum rule.

Ama onun üzerinde bir kural daha var. Platin kural:

Click to see more example sentences
above üst

Yes, there are people above me, Stephen.

Evet benim de üstümde insanlar var Stephen.

There's something above us.

Üstümüzde bir şey var.

She's right above us

O bizim tam üstümüzde

Click to see more example sentences
above öte

But these last few days I remembered that you are also honest, kind, sweet, loving and, above all, brave.

Ama bu son bir kaç gündür, senin aynı zamanda dürüst, nazik, tatlı, sevgi dolu ve hepsinden öte cesur olduğunu hatırladım.

But above all, I'm bored.

Ama hepsinden öte, sıkıldım.

Clea was a scientist above all else.

Clea her şeyden öte bir bilim adamıydı.

Click to see more example sentences
above cennette

Somewhere, in heaven above me

Yukarıda, cennette bir yerlerde

Maybe I'm in heaven With the furry skies above

Belki cennet içinde olduğum Yukarıda kürklü gökyüzü ile

Comes from heaven above, I swear.

Cennetten gelmiş gibi, yemin ederim.

Click to see more example sentences
above yukarıda olan

There's one above you, too... .and he's my enemy.

Yukarıda başka biri daha var ve o benim düşmanım.

Yes, but I'm gonna see them up above, Mal.

Evet, ama onları yukarıda görmek istiyorum, Mal.

Beethoven, Bach, Mozart, you hear them only above.

Beethoven, Bach, Mozart Onları sadece yukarıda dinlersiniz.

Click to see more example sentences
above yüksek

Up above the world so high, Like a diamond

Dünyadan bu kadar yüksekte, bir elmas gibi

He actually is convinced that Viswanathan Anand and Koneru Humpy should be ranked above Karpov.

Aslında o, Viswanathan Anand ve Koneru Humpy'nin Karpov'dan daha yüksekte olması gerektiğine ikna edilmiş.