English-Turkish translations for absolute:

mutlak · tam · ki · kesin · mükemmel · sade · sonsuz · kesin olarak · temiz · muhakkak · katıksız · saf · other translations

absolute mutlak

All right Then we'll do it another time Absolutely

O zaman bir başka zaman yaparız. Mutlaka.

Absolute silence, please.

Mutlak sessizlik, lütfen.

We give these people absolute power in the sky.

Biz bu insanlara vermek gökyüzünde mutlak güç.

Click to see more example sentences
absolute tam

He's not absolutely sure about anything.

Hiçbir şey hakkında tam olarak emin değil.

Now, as you perfectly well know, I have absolute confidence in you, and I

Şimdi, çok iyi bildiğin gibi, sana olan güvenim tam ve ben

This is absolutely fantastic!

Bu tam anlamıyla muhteşem!

Click to see more example sentences
absolute ki

And you're telling me, absolutely, absolutely that there was no sign of Kim?

Ve bana diyorsunuz ki; kesinlikle, kesinlikle Kim'den bir iz yok.

But you're absolutely right. You're not going anywhere.

Ama kesinlikle haklısın ki, hiçbir yere gidemezsin..

I said, "Man, I thought it was absolutely brilliant.

Ben de dedim ki, "Dostum, kesinlikle harikulade.

Click to see more example sentences
absolute kesin

Gentlemen, nothing in this world is certain, absolutely nothing.

Beyler, bu dünyada hiçbir şey kesin değil. Hiçbir şey.

He is absolutely the best.

O kesin olarak en iyisi.

And one thing was absolutely certain: Life had never been sweeter.

Ve kesin olan bir şey vardı hayat hiç bu kadar tatlı olmamıştı.

Click to see more example sentences
absolute mükemmel

That is an absolutely wonderful idea.

Bu kesinlikle mükemmel bir fikir.

Well, I wanted everything tonight to be absolutely perfect.

Şey, bu gece mükemmel olmak için herşeyi istedim.

Now somewhere out there is the absolute perfect dog for you.

Orada bir yerlerde senin için mükemmel bir köpek var.

Click to see more example sentences
absolute sade

Okay, just think. If we did absolutely nothing, in like eight months, a person would be here.

Tamam, sadece düşün. kesinlikle hiçbir şey yapmazsak bile sekiz ay içinde bir insan daha burada olacak.

Okay, Sue Ellen, I just want to be absolutely sure.

Tamam, Sue Ellen, sadece tümüyle emin olmak istiyorum.

It was one kiss and it meant absolutely nothing, baby!

Sadece bir öpücük ve kesinlikle hiç bir anlamı yoktu bebeğim!

Click to see more example sentences
absolute sonsuz

Absolutely not, it's a busy weekend.

Kesinlikle olmaz, yoğun bir hafta sonu.

This is absolutely my last beer.

Bu kesinlikle benim son biram.

No, absolutely not. That never ends well.

Kesinlikle hayır, bunun sonu asla iyi bitmez.

Click to see more example sentences
absolute kesin olarak

You absolutely sure this is the house?

Evin bu olduğuna kesin emin misin?

He is absolutely the best.

O kesin olarak en iyisi.

And one thing was absolutely certain: Life had never been sweeter.

Ve kesin olan bir şey vardı hayat hiç bu kadar tatlı olmamıştı.

absolute temiz

This is absolutely clean, Nick.

Bu tamamen temiz bir iş, Nick.

Now, this trunk is absolutely clean.

Şimdi, bu sandık tamamıyla temiz.

And keep her clean. Absolutely.

Ve temiz tutacaksın Kesinlikle

absolute muhakkak

You told me last week, "absolutely, positively no coffee", and I absolutely, positively believed you.

Geçen hafta bana dedin ki, "kesinlikle, muhakkak kahve yok", ve ben de kesinlikle, muhakkak sana inandım.

Certainly he has, absolutely.

Muhakkak ki var, kesinlikle.

absolute katıksız

Absolute, complete chaos.

Katıksız, komple kaos.

Absolute musical heaven.

Katıksız müzik cenneti.

absolute saf

It's an absolute paradise of music, art, and pure enjoyment.

Tam anlamıyla bir müzik ve sanat cenneti, saf eğlence.