English-Turkish translations for abundance:

bereket · bolluk · bol · other translations

abundance bereket

Like Mrs. Ludwig's abundant legal team,

Bayan Ludwig'in bereketli hukuk ekibi gibi,

An abundance of laughs, like a perfume Which surrounds us.

Bir kahkaha bereketi, bir parfüm gibi etrafımızı sarıyor.

Cheap, clean, abundant energy?

Ucuz, temiz. bereketli enerji?

Click to see more example sentences
abundance bolluk

But behind the two-way mirror, hope wasn't in abundance.

Fakat iki yönlü aynanın arkasında, umut bolluğu yoktu.

But here one unusual abundance has produced another.

Ancak burada sıra dışı bir bolluk, bir başka bolluğu yaratmıştır.

And an abundance of unique plants.

Ve eşsiz bir bitki bolluğu.

abundance bol

Good climate, abundant food and water. Excellent choice for an offworld base.

İklimi iyi, bol yiyecek ve su var, gezegen dışı bir üs için harika seçim.

Good climate, abundant food and water.

Güzel hava, bol yiyecek ve su.

It's in an enchanted forest abundant in squirrels and cute little duckies and

Arazim büyülü bir ormanın içerisinde. İçinde bol miktarda sincaplar ve küçük ördekçiler ve