English-Turkish translations for abuse:

taciz · istismar · taciz etmek · suistimal · şiddet · küfür · muamele · işkence · kötüye kullanmak · kötü muamele · küfür etmek · kötüye kullanma · bağımlılık · suistimal etmek · kötü davranmak · hakaret · suiistimal · other translations

abuse taciz

God knows what kind of psychological and physical abuse she's suffered.

Tanrı bilir ne tür psikolojik ve fiziksel tacize maruz kalmış.

This is absolutely child abuse.

Bu kesinlikle çocuk tacizi!

That's physical abuse.

Bu fiziksel taciz.

Click to see more example sentences
abuse istismar

That's not an apology. That's like child abuse.

Bu bir özür değil, çocuk istismarı gibi.

That I lived there and she abused me there.

Ben orada yaşıyordum ve o da beni istismar etti.

This looks like systematic physical abuse.

Sistematik fiziksel bir istismar var gibi görünüyor.

Click to see more example sentences
abuse taciz etmek

Did your father ever abuse you?

Baban sana hiç taciz etti mi?

So don't abuse him too much.

Bu yüzden, onu fazla taciz etme.

He abused my parents, too.

Benim ailemi de taciz etti.

Click to see more example sentences
abuse suistimal

It's child abuse.

Bu çocuğu suistimal.

Maybe an abusive father.

Belki suistimal eden bir baba.

They're abusing her.

Onu suistimal ediyorlar.

Click to see more example sentences
abuse şiddet

Joe, this isn't domestic abuse, this is hilarious.

Joe, bu aile içi şiddet değil bu komedi

Domestic abuse, bar fights, that sort of stuff.

Aile içi şiddet, bar kavgaları. Bu tür şeyler.

Domestic abuse is a very delicate matter.

Aile içi şiddet hassas bir konudur.

Click to see more example sentences
abuse küfür

But I didn't abuse him, sir!

Ben ona küfür etmedim, efendim!

Why did you abuse me?

Neden bana küfür ettin?

Outbursts in the form of constant murmurs and derision shouting profanity and abuse

Devamlı mırıltı ve küfür içerikli alay şeklinde parlamalar ve taciz

Click to see more example sentences
abuse muamele

This is abuse, plain and simple.

Bu kötü muamele, sade ve basit.

Lisbeth and her mother were exposed to mistreatment and abuse by Zalachenko and by the authorities.

Lisbeth ile annesi kötü muamele ve tacize maruz kaldı Zalachenko ile yetkililer tarafından.

Thousands die from disease. Starvation and abuse.

Binlerce insan hastalıktan, açlıktan ve kötü muameleden ölür.

abuse işkence

Domestic abuse, an alcoholic brother.

Aile işi taciz, alkolik kardeş.

Any evidence of torture or sexual abuse?

İşkence ya da cinsel taciz izi var mı?

Businessman, drug dealer, Blackmailer, sex abuser.

İş adamı, uyuşturucu işleri şantajcı, seks köleliği.

abuse kötüye kullanmak

He had power over her and he abused that power.

Onun üzerinde gücü vardı ve o da bu gücü kötüye kullandı.

Paracelsus is abusing artifacts.

Paracelsus objeleri kötüye kullanıyor.

You abused your power, Micah.

Gücünü kötüye kullandın, Micah.

abuse kötü muamele

This is abuse, plain and simple.

Bu kötü muamele, sade ve basit.

Lisbeth and her mother were exposed to mistreatment and abuse by Zalachenko and by the authorities.

Lisbeth ile annesi kötü muamele ve tacize maruz kaldı Zalachenko ile yetkililer tarafından.

Thousands die from disease. Starvation and abuse.

Binlerce insan hastalıktan, açlıktan ve kötü muameleden ölür.

abuse küfür etmek

But I didn't abuse him, sir!

Ben ona küfür etmedim, efendim!

Why did you abuse me?

Neden bana küfür ettin?

Now he is abusing me!

Şimdi bana küfür ediyor!

abuse kötüye kullanma

I'm an officer, and therefore, by proclamation, a gentleman,. .but don't abuse that, son.

Ben bir subayım ve bu yüzden, tanımı gereği, bir centilmen. Ama bunu kötüye kullanma, evladım.

Neglect, abuse, pedophile grandfather, alcoholic mother.

İhmalkarlık, kötüye kullanma, sübyancı büyükbaba, alkolik anne.

abuse bağımlılık

Yeah, a substance abuse problem.

Evet, bir madde bağımlılığı sorunu.

Did Roland Umber have priors with substance abuse?

Roland Umber'ın madde bağımlılığı geçmişi var mı?

abuse suistimal etmek

They're abusing her.

Onu suistimal ediyorlar.

Every day our society abuses the environment.

Toplumumuz her gün çevreyi suistimal ediyor.

abuse kötü davranmak

So an abusive father becomes a monster.

Yani kötü davranan bir baba canavar oluyor.

What child abuse?

Ne kötü davranması?

abuse hakaret

That spirit abused me.

O ruh hakaret etti bana.

abuse suiistimal

But it's abandonment it's abuse.

Ama vazgeçiş bu suiistimal.