English-Turkish translations for acquaintance:

tanıdık, tanış · dost · haber · tanışma · tanışıklık · tanıma · other translations

acquaintance tanıdık, tanış

God, that's not my girlfriend, it's not even a friend, it's not an acquaintance, either.

Allah korusun, o benim kız arkadaşım değil. Arkadaşım bile değil. Tanıdık da değil.

But we have a mutual acquaintance.

Ama ortak bir tanıdığımız var.

No, no, he's an acquaintance.

Hayır, hayır. O bir tanıdık.

Click to see more example sentences
acquaintance dost

They are my only real friends, mother; others are just acquaintances

Bunlar benim gerçek dostlarım, anne. Diğerleri sadece bir tanıdık benim için.

Friends, former lovers, acquaintances, Jerry,

Arkadaşlar, eski aşklar eşler dostlar, Jerry

Things go smoothly between old acquaintances, Mr. Köves.

Eski dostlar arasında işler düzgün gider Bay Köves.

Click to see more example sentences
acquaintance haber

Hwang Tae Kyung, are you also acquainted with Kang Shin Woo's girlfriend?

Hwang Tae Kyung Kang Shin Woo'nun kız arkadaşından haberiniz var mıydı?

You are acquainted with Lieutenant Feraud?

Size Teğmen Feraud'dan haber getirdim?

acquaintance tanışma

Well, I Larry, this is just getting acquainted.

Şey, ben Larry, bu sadece bir tanışma.

I'm still new here, so just trying to get acquainted.

Ben burada hala yeniyim, yani sadece tanışmaya çalışıyorum.

acquaintance tanışıklık

Well, Tasha and I are just friends, acquaintances really.

Tasha ve ben sadece arkadaşız. Tanışıklık aslında.

But only the weakest character will allow such an unfortunate acquaintance to be an oppressión forever.

Ama yalnızca zayıf bir karakter böyle şanssız bir tanışıklığın baskısının sonsuza kadar sürmesine izin verir.

acquaintance tanıma

I'm just trying to get better acquainted.

Ben sadece, seni daha iyi tanımaya çalışıyorum.