English-Turkish translations for across:

karşıdan karşıya, karşı, karşısında · birden · boyunca · içinden · üzerinde, üzerine · üstünden · ortasından · arasında · çapraz · öbür tarafa · other translations

across karşıdan karşıya, karşı, karşısında

And then three days later, on Thursday, the woman across the street was attacked?

Ardından üç gün sonra perşembe günü sokağın karşısındaki kadın, saldırıya uğradı.

There's a phone box across the street.

Caddenin karşısında bir telefon kulübesi var.

There's a store across the street.

Sokağın karşısında bir mağaza var.

Click to see more example sentences
across birden

I've been pulled across from a different universe, because every single universe is in danger.

Ben Farklı bir evren tarafından çekildim çünkü her bir evren tehlike içinde.

And in time, we will test this Viking myth of a greater land across the sea.

Ve zaman içinde, biz olacak. Deniz üzerinde büyük bir arazi Bu viking efsane test edin.

But, uh there's another facility across the street.

Ama, ee Yolun karşısında başka bir tesis daha vardı.

Click to see more example sentences
across boyunca

Across this huge area, great sheets and rivers of lava burned for thousands of years.

Bu kocaman bölgede büyük lav tabakaları ve nehirleri binlerce yıl boyunca yandı.

Radar punched through Venus' thick clouds and revealed volcanic formations across the planet

Radar, Venüs'ün kalın bulutlarını deldi. Ve gezegen boyunca volkanik oluşumları ortaya çıkardı.

It's two light-years across, emits enough energy for a dozen stars.

İki ışık yılı mesafe boyunca bir düzine yıldıza yetecek kadar enerji yayıyor.

Click to see more example sentences
across içinden

I've been pulled across from a different universe, because every single universe is in danger.

Ben Farklı bir evren tarafından çekildim çünkü her bir evren tehlike içinde.

We need to find another way across to help him!

Ona yardım etmek için başka bir yol bulmalıyız!

So, it means you came across that bridge every day hungry to succeed.

Yani, her gün bu köprüden geldi anlamına gelir başarılı olmak için aç.

Click to see more example sentences
across üzerinde, üzerine

And in time, we will test this Viking myth of a greater land across the sea.

Ve zaman içinde, biz olacak. Deniz üzerinde büyük bir arazi Bu viking efsane test edin.

This time next week, these lights will be flashing all across Russia.

Gelecek hafta bu zamanlar, bu ışıklar tüm Rusya üzerinde yanıp sönüyor olacak.

Two months ago, my boss, ergo, your new problem had a major shipment of money coming across the border into Arizona.

İki ay önce benim patronum, dolayısıyla senin yeni problemin. Arizona sınırı üzerinden gelen büyük bir para sevkiyatı vardı.

Click to see more example sentences
across üstünden

A shelf fell across the door.

Bir raf kapının üstüne düştü.

Across the dark Aegean Sea

Karanlık Ege Denizi'nin üstünde

Just put the underwoofer across the overflapper.

Alçak titreşimli hoparlörü, yükseltecin üstüne koy.

across ortasından

Radar punched through Venus' thick clouds and revealed volcanic formations across the planet

Radar, Venüs'ün kalın bulutlarını deldi. Ve gezegen boyunca volkanik oluşumları ortaya çıkardı.

The walrus disappeared, but i came across a small bear.

Mors ortadan kayboldu ama küçük bir ayıyla karşılaştım.

across arasında

In cafes and salons across Europe, groups huddled together discussing politics, philosophy,

Avrupa'da karşılıklık kafeler ve salonlarda, Gruplar bir araya gelerek birlikte politika, felsefe

Across between an alligator and an ostrich.

Timsah ile devekuşu arasında bir şey.

across çapraz

Yeah, but six figures across, six figures down.

Evet, ama altı hane çapraz, altı hane aşağı.

across öbür tarafa

But she lives across the border.

Ama sınırın öbür tarafında yaşıyor.