English-Turkish translations for act:

davranmak, davranış · hareket · rol · yapmak · etmek · hareket etmek · rol yapmak · · eylem · gösteri · sahne · perde · oynamak · yasa · oyun · numara · yapılan şey · kanun, kanunu · perdelik · tavır · rol oynamak · etkilemek · fiil · taklit etmek · other translations

act davranmak, davranış

Rachel, come on, look, I know it's something, but you're acting like it's everything.

Rachel, hadi, bir şey olduğunu biliyorum ama sen de çok şeymiş gibi davranıyorsun.

Catherine has been acting odd lately. But killing her own child?

Catherine son zamanlarda tuhaf davranıyor ama, kendi çocuğunu öldürmek mi?

I mean, she was acting weird all night, right?

Yani, bütün gece çok garip davrandı değil mi?

Click to see more example sentences
act hareket

So I think it's much better if we act like professional soldiers. Don't you?

Sanırım bu çok daha iyi profesyonel asker gibi hareket edersen eğer, değil mi?

Every revolution begins with one small act of courage.

Her devrim küçük bir cesaret hareketi ile başlar.

Let's start acting like a community.

Bir topluluk gibi hareket edelim.

Click to see more example sentences
act rol

I said "Give me a chance. Give me a chance to act".

Ona, bana bir şans ver dedim, bana, rol şansı ver dedim.

It's not an act.

Bu bir rol değil.

Do you mean, like, act?

Yani rol yapmak gibi mi?

Click to see more example sentences
act yapmak

I think we should put that act together, Strong Man and Strong Woman.

Bence birlikte bir gösteri yapmalıyız... .Güçlü Adam ve Güçlü Kadın.

Listen. Did you ever do any acting?

Dinle, daha önce hiç rol yaptın mı?

Do me a favor, stop the act.

Bir iyilik yap da rol yapmayı kes.

Click to see more example sentences
act etmek

Listen, Mrs. Henderson, I feel weird asking you this, but was he acting any differently before?

Bayan Henderson, sana bu soran garip hissediyorum, Dinle, ama daha önce herhangi bir farklı hareket ediyordu?

We must act together, for everyone's sake.

Herkesin iyiliği için birlikte hareket etmeliyiz.

These terrorists act like a group of blind people.

Bu teröristler bir grup kör insan gibi hareket ediyorlar.

Click to see more example sentences
act hareket etmek

Listen, Mrs. Henderson, I feel weird asking you this, but was he acting any differently before?

Bayan Henderson, sana bu soran garip hissediyorum, Dinle, ama daha önce herhangi bir farklı hareket ediyordu?

Why is Ray acting like he doesn't know me?

Neden Ray beni bilmiyor gibi hareket ediyor?

You're acting like an agent.

Bir ajan gibi hareket ettin.

Click to see more example sentences
act rol yapmak

She's a dangerous criminal, but she can act innocent.

Çok tehlikeli bir suçlu; fakat masum rolü yapabilir.

She is acting better than me.

O benden daha iyi rol yapıyor.

But I can't act.

Ama ben rol yapamam.

Click to see more example sentences
act

and that's why you're acting so sweet and kind.

ve işte bu yüzden bu kadar tatlı ve nazik davranıyorsun.

This is God's act and you're part of it.

Bu Tanrı'nın işi ve sen de onun bir parçasısın.

She's come here to work not act.

O buraya için geldi, rol için değil

Click to see more example sentences
act eylem

This isn't an act.

Bu bir eylem değildir.

He performed acts of courage for his people and died for their freedom.

Halkı için cesur eylemler gerçekleştirdi ve onların özgürlüğü için öldü.

It's a physical act.

Fiziksel bir eylem bu.

Click to see more example sentences
act gösteri

I think we should put that act together, Strong Man and Strong Woman.

Bence birlikte bir gösteri yapmalıyız... .Güçlü Adam ve Güçlü Kadın.

You know it's better for the act to that's nonsense.

Bunun gösteri için daha iyi olduğunu biliyorsun. Bu saçmalık.

Is that part of the act?

Bu gösterinin bir parçası mı?

Click to see more example sentences
act sahne

Now ladies and gentlemen a very big round of applause for our next act!

Şimdi bayanlar ve baylar Bir sonraki sahne için büyük bir alkış!

The bed looks like a dead animal act.

Yatak bir ölü hayvan sahnesi gibi görünüyor.

Act Two, Scene Two.

Perde İki, Sahne İki.

Click to see more example sentences
act perde

Second act, ladies and gentlemen

İkinci perde, bayanlar ve baylar

Ladies and gentlemen, places for act two.

Bayanlar ve Baylar, ikinci perde için yerlerinize.

Act Two, Scene Two.

Perde İki, Sahne İki.

Click to see more example sentences
act oynamak

Now, you wanna play like a professional, you have to act like one, all right?

Eğer bir profesyonel gibi oynamak istiyorsan bir profesyonel gibi davranmalısın, tamam mı?

Are you, are you acting?

Sen mi, sen mi oynuyorsun?

The kid really acted well.

Çocuk gerçekten iyi oynamış.

Click to see more example sentences
act yasa

The Italian Fair Trade Act.

İtalyan Adil Ticaret Yasası.

Official bloody Secrecy Act.

Lanet Resmi Gizlilik Yasası.

Um, health insurance portability and accountability act.

Sağlık sigortası taşınabilirlik ve sorumluluk yasası.

Click to see more example sentences
act oyun

This is all an act, isn't it?

Bütün bunlar bir oyun, değil mi?

It's a very funny act.

Çok komik bir oyun.

It's part of the act, honey.

Bu da oyunun bir parçası tatlım.

Click to see more example sentences
act numara

What? don't act stupid!

Ne? Aptal numarası yapma.

The same old act, isn't it?

Yine aynı numara, değil mi?

Well, it's no act, super cop.

Numara falan değil süper polis.

Click to see more example sentences
act yapılan şey

Why do you want to do something stupid like acting?

Niye aktörlük gibi aptalca bir şey yapmak istiyorsun.

Why is Don acting like he did something wrong?

Don, niye yanlış bir şey yapmış gibi davranıyor?

You just need a special act. Something to make your name a legend.

Sadece ismini efsane yapmak için özel bir şeye ihtiyacın var.

Click to see more example sentences
act kanun, kanunu

This country has no official secrets act.

Bu ülkenin resmi sır kanunu yoktur.

Civil rights act.

İnsan Hakları Kanunu?

Now I'm an attorney, and the Volstead act clearly

Ben bir avukatım ve Volstead Kanunu'nda açıkça

Click to see more example sentences
act perdelik

This play has five acts.

Bu oyun, beş perdelik.

Well, on this three-act bill the last C.O.D.'s the real surprise.

Peki, bu üç perdelik faturası Son COD en gerçek bir sürpriz.

A comedy in three acts.

Üç perdelik komedi.

Click to see more example sentences
act tavır

Luke, it's just an act.

Luke, o sadece bir tavır.

You and this innocent puppy act!

Sen ve masum köpek yavrusu tavrın!

Spare me the prima donna act.

Bana prima donna tavrı yapma.

act rol oynamak

She's in a strange country acting a strange part.

Garip bir ülkede garip bir rolü oynuyor.

Have you acted before?

Daha önce rol oynadın mı?

To act this weighty role, we chose a lucky paranoic.

Bu ağır rolü oynaması için şanslı bir paranoyağı seçtik.

act etkilemek

It acts as a slow poison affecting the whole of society.

Bütün bir toplumu yavaş yavaş etkileyen bir zehir gibidir.

This act of affection moved me deeply.

Bu sevgi eylemi beni çok etkiledi.

act fiil

Well, acting PM Lars Hesselboe.

Fiilî Başbakan Lars Hesselboe.

act taklit etmek

Maybe I'm acting out your unconscious impulses.

Belki de senin bilinçsiz dürtülerini taklit ediyorum.