English-Turkish translations for acting:

davranan, davranış · davranma · rol · yapan · oyunculuk · vekil · oyun · hareket eden · aktörlük · görev · işleyen · vekil olan · bakan · tiyatro · other translations

acting davranan, davranış

Rachel, come on, look, I know it's something, but you're acting like it's everything.

Rachel, hadi, bir şey olduğunu biliyorum ama sen de çok şeymiş gibi davranıyorsun.

Catherine has been acting odd lately. But killing her own child?

Catherine son zamanlarda tuhaf davranıyor ama, kendi çocuğunu öldürmek mi?

I mean, she was acting weird all night, right?

Yani, bütün gece çok garip davrandı değil mi?

Click to see more example sentences
acting davranma

Which means that we have one week to start acting like a professional band.

Bu demek oluyor ki profesyonel bir grup gibi davranmaya başlamak için bir haftamız var.

Not a cop anymore, Hank, so stop acting like one.

Artık bir polis değilsin Hank. Öyle davranmayı bırak.

Just tell us your real name and quit acting dumb.

Bize gerçek adını söyle ve salakça davranmayı bırak.

Click to see more example sentences
acting rol

I said "Give me a chance. Give me a chance to act".

Ona, bana bir şans ver dedim, bana, rol şansı ver dedim.

It's not an act.

Bu bir rol değil.

Do you mean, like, act?

Yani rol yapmak gibi mi?

Click to see more example sentences
acting yapan

I think we should put that act together, Strong Man and Strong Woman.

Bence birlikte bir gösteri yapmalıyız... .Güçlü Adam ve Güçlü Kadın.

Listen. Did you ever do any acting?

Dinle, daha önce hiç rol yaptın mı?

Do me a favor, stop the act.

Bir iyilik yap da rol yapmayı kes.

Click to see more example sentences
acting oyunculuk

I'll help you with your history and you help me with my acting.

Ben sana tarih için yardım ederim, sen de bana oyunculuk için yardım et.

That is beautiful. Wonderful acting.

Bu çok güzel, harika bir oyunculuk.

That wasn't even good acting over there!

Oradaki iyi bir oyunculuk bile değildi.

Click to see more example sentences
acting vekil

Good afternoon, Acting Director Blake.

İyi akşamlar, müdür vekili Blake.

I'm actually I'm acting mayor right now.

Aslında, şu anda Belediye Başkanı vekili benim.

Acting chief of police, yes, sir.

Polis müdürü vekili, evet, efendim.

Click to see more example sentences
acting oyun

This is all an act, isn't it?

Bütün bunlar bir oyun, değil mi?

It's a very funny act.

Çok komik bir oyun.

It's part of the act, honey.

Bu da oyunun bir parçası tatlım.

Click to see more example sentences
acting hareket eden

Well, then we can't act as a group right now, Max.

O zaman, şu anda bir grup olarak hareket edemeyiz, Max.

If you treat her like a girl, she'll act like one.

Eğer bir kız gibi onu tedavi, o gibi hareket edeceğiz.

Let's start acting like a community.

Bir topluluk gibi hareket edelim.

Click to see more example sentences
acting aktörlük

This is for you your father and your acting career.

Senin için baban için ve aktörlük kariyerin için.

Why do you want to do something stupid like acting?

Niye aktörlük gibi aptalca bir şey yapmak istiyorsun.

Acting is a pretty precarious profession, isn't it?

Aktörlük oldukça istikrarsız bir meslek değil mi?

Click to see more example sentences
acting görev

Here's my first official act:

İşte ilk resmi görevim!

Right now, the Arctic ice cap acts Iike a giant mirror.

Şu anda Arktik buz örtüsü dev bir ayna görevi görüyor.

Chemical compound that acts as a message.

Mesaj görevi gören kimyasal bir bileşik.

Click to see more example sentences
acting işleyen

As a Kohn-Ma, you must have committed serious acts against them.

Bir Kohn-Ma'lı olarak, onlara karşı ciddi eylemler işlemiş olmalısın

acting vekil olan

Ex-acting President, former Commander "of the obliterated Battlestar Pegasus,

eski Başkan Vekili, yok olan savaş yıldızı Pegasus'un eski komutanı

acting bakan

Secretary Allenford, Acting Command.

Bakan Allenford, komutan vekiliyim.

acting tiyatro

Theater, acting, scenic design.

Tiyatro, oyunculuk, sahne tasarımı.