English-Turkish translations for actually:

aslında · gerçekte, gerçekten · doğrusu · zaten · açıkçası · cidden · sahiden, sahi · esasen · bizzat · hakikaten · aslen · other translations

actually aslında

Well, actually, I think there's something I can do for you.

Aslında benim senin için yapabileceğim bir şey var bence.

Actually, he told me his secret, and I'm thinking of doing the same thing.

Aslında bana sırrını söyledi... .ve ben de aynı şeyi yapmayı düşünüyorum.

Yeah, there are a few things you could do for me, actually.

Evet. Evet, evet. Benim için yapabileceğin birkaç şey var aslında.

Click to see more example sentences
actually gerçekte, gerçekten

Yeah, look, I know she made a mistake last year, but she's actually a good person

Evet, bak biliyorum o geçen sene bir hata yaptı Ama gerçekten iyi biridir

Do you actually love me?

Beni gerçekten seviyor musun?

And I actually told her the truth.

Ve ben de ona gerçeği söyledim.

Click to see more example sentences
actually doğrusu

Yeah, that is right, actually, but you know what?

Evet, bu doğru, aslında ne var biliyor musunuz?

Actually, uh that wasn't exactly true.

Aslında bu tam olarak doğru değil.

But could it actually be true?

Ama bu gerçekten doğru olabilir mi?

Click to see more example sentences
actually zaten

Yeah, yeah, that's actually why I'm here.

Evet, evet, zaten o yüzden geldim.

Actually, I got a girlfriend already.

Aslında, zaten bir kız arkadaşım var.

Actually, you already know him.

Aslında, onu zaten tanıyorsun.

Click to see more example sentences
actually açıkçası

Well, now actually isn't a really good time.

Pekala, açıkçası şimdi gerçekten uygun bir zaman değil.

Actually, he's a little guy.

Açıkçası, ufak bir adam.

Uh, no, actually, not fine.

Hayır, açıkçası, iyi değilim.

Click to see more example sentences
actually cidden

Look, man, I actually really need your help.

Bak, dostum, cidden senin yardımına ihtiyacım var.

It's actually really, really hot in here.

Burası cidden çok ama çok sıcak.

Yeah, maybe it won't, actually.

Evet, belki de geçmez cidden.

Click to see more example sentences
actually sahiden, sahi

Uh yeah, I I actually I thought about you a couple months ago.

Evet, aslında seni bir kaç ay önce düşündüm. Sahi mi?

No, actually, you've got a minute.

Hayır, sahiden bir dakikan var.

And you, actually.

Ve sen, sahiden

Click to see more example sentences
actually esasen

Well, actually, it's an art film.

Esasen, bu bir sanat filmi.

Uh, no, I'm actually Dr. Fontana.

Hayır, esasen ben Dr. Fontana'yım. Dr.

Actually, mozzie, that's two words.

Esasen Mozzie, iki kelime ediyor o.

Click to see more example sentences
actually bizzat

He's actually here now.

O artık bizzat burada.

Bear Bryant called me personally, actually, to recommend him.

Aslında Bear Bryant beni bizzat arayıp onu tavsiye etti.

This is Jimi Hendrix's actual guitar.

Bu Jimi Hendrix'ın bizzat kullandığı gitarı.

Click to see more example sentences
actually hakikaten

The judges say it every year, but this time it is actually true.

Jüri her yıl öyle diyor ama bu sefer hakikaten doğru.

Yes. Just a dagger, actually.

Evet, sadece bir hançer, hakikaten.

Do you actually have something for us, Ericus Annoyingus?

Bizim için hakikaten bir şeylerin var Ericus Cansıkanus?

actually aslen

Actually, it's a big, ugly Olmec Indian head.

Aslen, bu, büyük, çirkin bir Hindu Olmek kafası.

Since preschool, actually.

Aslen anaokulundan beri.