English-Turkish translations for address:

adres · adres yazmak · göndermek · hitap · hitap etmek · konuşma · yollamak · hitaben · adresli · seslenmek · başlamak · other translations

address adres

Oh, this is very important; in case of emergency, I mean, emergency, go to this address

Bu çok önemli. Acil bir durum olduğunda, gerçekten acil durum demek istiyorum. Bu adrese git.

Just give me your address.

Sadece bana adresini ver.

I've got names and an address.

Ve bir adres İsimleri var.

Click to see more example sentences
address adres yazmak

There's an address on here, but no phone number.

Burada bir adres var, ama telefon numarası yazmıyor.

Look, that's his name and address.

Bakın, onun adı ve adresi burada yazıyor.

Look, there's an address written on here.

Bak, buraya yazılmış bir adres var.

Click to see more example sentences
address göndermek

Okay. Send me the address. I'll join you.

Tamam, adresi gönder ben de sana katılayım.

Get the address from Lynn and send an ambulance there now.

Lynn'den adresi al ve hemen oraya bir ambulans gönder.

There's no return address, but it's postmarked Seattle, so he sent it.

Hayır. Veriliş adresi yok ama Seattle damgası var, yani o gönderdi.

Click to see more example sentences
address hitap

Please address me as "captain.

Lütfen bana "kaptan" olarak hitap et.

Russell, how do people normally address you?

Russell, normalde insanlar sana nasıl hitap eder?

Hmm? Don't address me directly.

Bana doğrudan hitap etme!

Click to see more example sentences
address hitap etmek

Please address me as "captain.

Lütfen bana "kaptan" olarak hitap et.

Hmm? Don't address me directly.

Bana doğrudan hitap etme!

Defendant Emil Hahn may address the tribunal.

Tanık Emil Hahn mahkemeye hitap edebilir.

Click to see more example sentences
address konuşma

Stay tuned for President Ronald Reagan's weekly radio address.

Başkan Ronald Reagan'ın haftalık radyo konuşmaları için bizimle kalın.

'Lord Halifax will shortly be addressing the cabinet'

'Lord Halifax kısa süre içinde kabineye bir konuşma yapacak'

Please stop addressing me.

Lütfen benimle konuşmayı kes.

address yollamak

Work and home address just sent.

İş ve ev adresini yolladım.

I'll text you the address, okay?

Sana adresi yollayacağım, tamam mı?

address hitaben

It's addressed to an unnamed foreign intelligence agency to arrange a meeting in the next month and a half.

Bu hitaben's isimsiz bir yabancı istihbarat ajansı Bir toplantı düzenlemek için yarım gelecek ay içinde.

Because I have a letter here addressed to her.

Çünkü burada ona hitaben yazılmış bir mektup var.

address adresli

Jordan Lowell, Chicago address.

Jordan Lowell, Chicago adresli.

He, uh, gave us an addressed envelope.

Bize bir adresli bir zarf verdi.

address seslenmek

Yesterday, Churchill addressed the Polish people.

Dün, Churchill, Polonya halkına seslendi.

address başlamak

All right. Pick an address and start dialling.

Tamam, bir adres seçin ve çevirmeye başlayın.