English-Turkish translations for adjacent:

bitişik · yakın · komşu · other translations

adjacent bitişik

It's a one-way street adjacent to the Vatican wall.

Vatikan duvarına bitişik tek yönlü bir cadde.

Adjacent utility entrance, south side.

Güney cephedeki bitişik giriş.

Now, outside the club, in an adjacent parking lot, a group of Asian-American kids were skateboarding.

Şimdi, kulüp dışında, bitişik bir otoparkta, Asya-Amerikalı çocuklar içinde bir grup kaykay vardı.

Click to see more example sentences
adjacent yakın

Purgatory is vast, underutilized, and hell-adjacent, and I want it.

Araf oldukça büyük. Az kullanılmış, cehenneme yakın ve onu istiyorum.

Underutilized, and hell-adjacent, And I want it.

Az kullanılmış, cehenneme yakın ve onu istiyorum.

You busted him in Ashtown, that's adjacent to the Heights.

Siz onu Ashtown da tutukladınız, bu Heights'e yakın.

adjacent komşu

All areas considered Beverly Hills adjacent.

Tüm bölgeler Beverly Hills'e komşu.

Cosine equals adjacent over hypotenuse.

Kosinüs eşittir, komşu kenar bölü hipotenüs.