English-Turkish translations for advance:

gelmek · ileride · ilerletmek, ilerleme, ilerlemek · avans · peşin · gelişme · avans vermek · peşin olarak · öncü · geliştirmek, geliş · ilerleyiş · avantaj · teklif · terfi · other translations

advance gelmek

We're talking about an incredibly advanced and valuable piece of technology here.

Biz burada inanılmaz derecede gelişmiş. ve bir o kadar da değerli bir teknolojiden bahsediyoruz.

But how about "scientific and technological Advanced research laboratories,

Ama peki ya Bilimsel ve Teknolojik, Gelişmiş Araştırma Laboratuvarları'na ne dersin?

Unfortunately, in this case, the less advanced civilization is us.

Maalesef bu durumda, daha az gelişmiş uygarlık bizimki.

Click to see more example sentences
advance ileride

Or I could just sit here and not use my advanced medical training.

Yoksa sadece burada oturup ve benim ileri tıbbi eğitim kullanmayın.

Intergalactic travel; advanced alien civilisations; humans living on other worlds.

Galaksiler arası yolculuk. İleri uzaylı uygarlıkları. Diğer gezegenlerde yaşayan insanlar.

I don't care how advanced they say they are, Jimmy.

Ne kadar ileri oldukları hiç umurumda değil Jimmy.

Click to see more example sentences
advance ilerletmek, ilerleme, ilerlemek

The German invasion continues to advance north and west.

Alman işgali kuzey ve batı yönünde ilerlemeye devam ediyor.

The warriors continue to advance.

Savaşçılar ilerlemeye devam ediyor.

Advanced lung cancer.

İlerlemiş akciğer kanseri.

Click to see more example sentences
advance avans

Spencer, I just started, and he gave me a huge cash advance.

Spencer, daha yeni başladım ve bana inanılmaz avans para verdi.

Well, this is an advance.

Bu sadece bir avans işte.

But he got a big advance.

Ama iyi bir avans aldı.

Click to see more example sentences
advance peşin

It's one month's rent in advance, one month's deposit.

Bir aylık kira peşin ve bir aylık da depozit.

I'll pay in advance everything.

Ben peşin ödeyeceğim her şeyi..

Do you want an advance?

Peşin mi istiyorsun?

Click to see more example sentences
advance gelişme

S.T.A.R. Labs' founder, Harrison Wells promises a new era of scientific advancement is at hand.

S.T.A.R. Lab'ın kurucusu Harrison Wells bilimsel gelişmede yeni bir çağ vaat ediyor.

I mean, medical breakthroughs, specifications for advanced weaponry

Demek istediğim, tıbbi gelişmeler, ileri düzey silahlar için şemalar

Every day, we dream about new technological advancements

Her gün, yeni teknolojik gelişmeler hakkında hayal kurarız

Click to see more example sentences
advance avans vermek

Spencer, I just started, and he gave me a huge cash advance.

Spencer, daha yeni başladım ve bana inanılmaz avans para verdi.

But I gave the advance..

Ama ben avans vermiştim

He paid a year's rent in advance.

Bir yıllık kirayı avans olarak verdi.

Click to see more example sentences
advance peşin olarak

One year's rent in advance!

Bir yıllık kira peşin olacak.

But today it's cash. In advance.

Ama bugün nakitle peşin olarak.

In advance and in cash.

Peşin ve nakit olarak.

Click to see more example sentences
advance öncü

Secret service always sends an advance team.

Gizli servis her zaman bir öncü ekip gönderir.

Advance team, what's your status?

Öncü ekip, durumunuz nedir?

Send in an advance team.

Öncü bir ekip gönderin.

advance geliştirmek, geliş

There's a professor there who's developed a more advanced screening technique for uranium.

Oradaki bir profesör uranyum tayini için çok gelişmiş bir yöntem geliştirmiş.

It's the most evolved, most technically advanced motorcycles in the world, and arguably the best riders in the world.

En çok geliştirilen, ve teknik olarak en ileri motosikletler ve tartışmasız dünyanın en iyi yarışçıları.

Scientific progress, advancing technologies.

Bilimsel ilerleme, gelişen teknolojiler.

advance ilerleyiş

A hundred thousand Mongol riders advance

Yüz bin Moğol atlısının ilerleyişi.

Final advance and pursuit.

Son ilerleyiş ve takip.

advance avantaj

Yeah, that's a little more advanced.

Evet, bu biraz daha avantajlı olacak.

This sexual advance sounds terrible.

Bu cinsel avantaj kulağa berbat geliyor.

advance teklif

Yeah, and, uh, I'm sorry in advance, but I have a better offer than your party tonight.

Evet, ve şimdiden özür dilerim ama bu akşam için senin partinden daha iyi bir teklif var.

The advance that they offered was, as usual, inadequate.

Teklif ettikleri avans, her zaman olduğu gibi, yetersiz.

advance terfi

For men, advancement is the most important.

Bir erkek için, terfi en önemli şeydir.