English-Turkish translations for advise:

tavsiye · tavsiye etmek · akıllı · danışmak · önermek · bildirmek · akıl vermek · söylemek · öğütlemek · other translations

advise tavsiye

But there's also a man called Mr Silverman who might advise.

Ama bir de Bay Silverman adında tavsiyede bulunabilecek bir adam var.

And who stayed with him helped him and advised him?

Peki kim onunla kalıp ona yardım etti ve tavsiye verdi?

Oh, Marc, I advise you to check those names.

Marc, o isimleri kontrol etmeni tavsiye ederim.

Click to see more example sentences
advise tavsiye etmek

And who stayed with him helped him and advised him?

Peki kim onunla kalıp ona yardım etti ve tavsiye verdi?

Leslie, I strongly advise you, as your lawyer

Leslie, avukatın olarak şiddetle tavsiye ediyorum

No, I wouldn't advise that.

Hayır. Bunu tavsiye etmem.

Click to see more example sentences
advise akıllı

But you can still be my mentor and spiritual adviser.

Ama yine de benim akıl hocam ve öğretmenim olabilirsin.

Jack, you are a trusted adviser.

Jack, sen güvenilir bir akıl hocasısın.

The King's uncle and most trusted adviser, Lord Agravaine.

Kralın amcası ve en güvendiği akıl hocası, Lord Agravaine.

Click to see more example sentences
advise danışmak

I am a political adviser.

Ben bir siyasi danışmanım.

Well, I'm a political adviser.

Ben bir siyasî danışmanım.

Now my lawyer and political adviser

Şimdi, Avukatım ve politik danışmanım

Click to see more example sentences
advise önermek

You better be here to advise on accessories.

Daha iyi olmak için burada aksesuarlar öneriyoruz.

Dr Marshland advises a temporary patch.

Dr. Marshland geçici bir göz bandı önerdi.

Rachel Knox advised you to euthanize your wife.

Rachel Knox size karınıza ötenazi yapmanızı önerdi.

Click to see more example sentences
advise bildirmek

Could be a second Marker. Please advise.

İkinci bir İşaretçi olabilir, lütfen bildirin.

Mr. Worf, advise Beta Agni II our departure is imminent.

Bay Worf, Beta Agni II'ye yakında yola çıkacağımızı bildirin.

Parkes, please advise status.

Parkes, lütfen durumunu bildir.

Click to see more example sentences
advise akıl vermek

You were the one advising him, Doug.

Sen de ona akıl verenlerden biriydin, Doug.

And the mentor advises the protégé.

Ve akıl hocası çırağına tavsiyeler veriyor.

advise söylemek

If I can't tell her,I can't really tell you,can I?Not ifou're advising her.

Eğer ona söyleyemiyorsam, sana da söyleyemem, değil mi? Elbette ona tavsiye etmiyorsan.

advise öğütlemek

He's from Lombardy. and is a banker who advised Uncle Edoardo financially.

Lombardy'li biri ve finansal konularda Edoarda amcama öğütler veren bir bankacı.