English-Turkish translations for agent:

ajan · dedektif · menajer · temsilci · madde · acente · casus · aracı, araç · görevli · vekil · faktör · etken · etmen · ajans · komisyoncu · other translations

agent ajan

I'm deputy Chief Brenda leigh Johnson of the L.A.P.D., and this is Special Agent Fritz Howard of the FBl.

Ben L.A.P.D'den, şef yardımcısı Brenda Leigh Johnson, ve bu da, FBI'dan özel ajan Fritz Howard.

Agent David, have you got a minute?

Ajan David, bir dakikanız var mı?

Does Special Agent Gibbs know that you're down here?

Özel Ajan Gibbs burada olduğunuzu biliyor mu?

Click to see more example sentences
agent dedektif

The next morning, Detective Harvey and three federal agents followed Daniel to work.

Ertesi sabah Dedektif Harvey ve üç federal ajan Daniel'ı yerine kadar takip etti.

Detective, I'm Agent Hotchner.

Dedektif, ben Ajan Hotchner.

Agent Corrigan, Detective Beckett, Mr. Castle.

Ajan Corrigan, Dedektif Beckett ve Bay Castle.

Click to see more example sentences
agent menajer

Not a very good agent.

Pek iyi bir menajer değil.

You got an agent, huh?

Bir menajerin mi var?

Tom, who's the agent here?

Tom, burada menajer kim?

Click to see more example sentences
agent temsilci

What kind of agent?

Ne tür bir temsilci?

She's supposed to be a very good agent, sweetheart.

O iyi bir temsilci olmak zorunda hayatım.

Agent Han Are you okay?

Temsilci Han iyi misin?

Click to see more example sentences
agent madde

Ladies and gentlemen, we may have a biological agent in the building, which means we follow procedure.

Bayanlar baylar, binada biyolojik bir madde olabilir, ki bu da prosedürü takip edeceğiz demek oluyor.

The lizard creature has released a biological agent.

Kertenkele yaratık, bir tür biyolojik madde yaydı.

What's the chemical agent?

Ne tür bir kimyasal madde?

Click to see more example sentences
agent acente

Travel agent or something.

Seyahat acentesi gibi bir şey.

I'd recommend a good travel agent.

İyi bir seyahat acentesi öneririm.

What am I, a travel agent?

Neyim ben, seyahat acentesi mi?

Click to see more example sentences
agent casus

What are you, a spy, an agent, or something?

Nesin sen, casus, ajan yoksa başka bir şey mi?

He's a face, a double agent.

O bir yüz, çift taraflı casus.

No. She's a foreign agent, Marine.

O, yabancı bir casus denizci.

Click to see more example sentences
agent aracı, araç

She finished the mission as planned and became a perfect mechanical agent.

O görev planlandığı gibi tamamlandı. Ve mükemmel bir mekanik aracı oldu.

They eluded Fong's covering agents and fled in a beige, late-model Chevrolet.

Fong'u koruyan ajanları atlatıp bej rengi bir Chevrolet araçla kaçmışlar.

Local police found Agents Ryan and Turner handcuffed to their vehicle.

Yerel Polis, Ajan Ryan ve Turner'ı araçlarına kelepçelenmiş hâlde buldu.

Click to see more example sentences
agent görevli

Josh Cramer, Special Agent in charge of organized crime, Baltimore.

Baltimore organize suçlarda görevli özel ajan Josh Cramer.

The human guards, and the agents.

İnsan koruma görevlileri ve ajanlar.

And that agent's here, so

O görevli de burada.

Click to see more example sentences
agent vekil

Mr. President, I'm Agent Erik Ritter, acting head of station.

Sayın Başkan ben Ajan Erik Ritter, İstasyon Şef Vekili.

He's my father's agent and attorney.

Hayır, babamın vekili ve avukatı.

Agent Keen, this is US Attorney Tom Connolly.

Ajan Keen, bu dava vekili Tom Connolly.

Click to see more example sentences
agent faktör

The virus was originally a biological agent, but it's mutated.

Virüs, orijinal olarak biyolojik faktör, ama mutasyona uğramış.

Theatricality and deception powerful agents to the uninitiated.

Teatrallik ve yanıltmaca. Kabul edilmeyenler için güçlü faktörler.

agent etken

Suggesting chemical agents or radiation.

Kimyasal etkenler ya da radyasyon gibi.

'Agent Yellow', is that correct?

'Sarı Etken' kullanılacak, doğru mu bu?

agent etmen

Ethyl Methane Sulfonate is an alkylating agent and a potent mutagen.

Etil Metan Sülfonat alkil oluºturan bir etmen ve güç bir dönüºtürücüdür.

agent ajans

Agents angus and young.

Ajans Angus ve Young.

agent komisyoncu

She's a bottom-feeder, a matchmaker, an agent,a broker.

O bir, artık toplayıcı, aracı, ajan, komisyoncu.