English-Turkish translations for aging:

yaşlanma · yaşlılık · other translations

aging yaşlanma

This woman has been sleeping with men every Friday night and somehow aging them.

Bu kadın uyku oldu erkekler her Cuma gece ve her nasılsa onları Yaşlanma.

My boyfriend Nicky's advanced aging disease is getting worse.

Erkek arkadaşım Nicky'nin erken yaşlanma hastalığı daha da kötüleşiyor.

I've never seen natural aging before.

Daha önceden hiç doğal bir yaşlanma görmedim.

Click to see more example sentences
aging yaşlılık

You know that's a sign of age, don't you?

Bu bir yaşlılık belirtisi, biliyorsun, değil mi?

That's definitely an age spot.

Bu kesinlikle bir yaşlılık lekesi.

This is not an age spot, Katherine.

O bir yaşlılık lekesi değil Katherine.

Click to see more example sentences