English-Turkish translations for agree:

kabul etmek · birleşmek · katılmak · aynı fikirde olmak · iyi · onaylamak · razı olmak · hemfikir olmak · uygun · tutmak · other translations

agree kabul etmek

I never agreed, nor did i ever report on another cop. I know what you're feeling. You don't.

Ben kabul etti, ne de ben başka bir polis rapor hiç yapmadım. ne hissettiğini biliyorum.

Now, Senator Rose has agreed to make a statement

Şimdi, Senatör Rose bir demeç vermeyi kabul etti.

Did he agree to it?

O, kabul etti mi?

Click to see more example sentences
agree birleşmek

I make one mistake, not even a mistake, one decision that you don't agree with, and that's it for you.

Bir hata yaptım, hata bile değil senin katılmadığın bir karar verdim. Ve senin için her şey bu kadar.

Wait a minute, we talked about this. We agreed.

Bir dakika dur, biz bunun hakkında konuştuk ve anlaştık.

At least we agree on something.

En azından bir konuda anlaştık.

Click to see more example sentences
agree katılmak

Wouldn't you agree, Oliver?

Sen de katılıyor musun, Oliver?

What, you agree?

Ne, katılıyor musun?

Does everybody agree with that?

Herkes katılıyor mu buna?

Click to see more example sentences
agree aynı fikirde olmak

Why is that so hard for you to agree to?

Aynı fikirde olmak senin için neden bu kadar zor?

And she agrees with me because she agrees with me, right, sweetie?

Ve gerçekten benimle aynı fikirde olduğu için aynı fikirde, değil mi, tatlım?

Well, he'll always agree with you.

Seninle her zaman aynı fikirde olacaktır.

Click to see more example sentences
agree iyi

Listen, I don't agree with him either, but I don't have a better plan.

Dinle! Ben de ona katılmıyorum ama daha iyi bir planım yok.

I agree, but the best revenge is looking great.

Katılıyorum, ama en iyi intikam mükemmel gözükmek.

Maybe Nome doesn't agree with you.

Belki Nome sana iyi gelmiyor.

Click to see more example sentences
agree onaylamak

No, Major Carter agreed with Dr. Carter.

Hayır, Binbaşı Carter, Dr Carter'ı onayladı.

Well, she agreed.

O da onayladı.

Everyone else agreed.

Diğer herkes onayladı.

Click to see more example sentences
agree razı olmak

But then, under protest, he will agree.

Ama sonra, baskılar altında razı olacak.

Why have you agreed to grant Earl Haraldson Such a big funeral.

Reis Haraldson için neden bu kadar büyük bir cenaze töreni yapmaya razı oldun?

But a friend ofMrs McCoo,. .a widow, Mrs Charlotte Haze,. .agreed to accommodate me.

Fakat Bayan McCoo'nun bir arkadaşı dul bir bayan Charlotte. .beni yanına almaya razı oldu.

Click to see more example sentences
agree hemfikir olmak

I appreciate that, Doctor, but I must agree with Colonel Tigh.

Bunu takdir ediyorum Doktor ama Albay Tigh ile hemfikir olmalıyım.

But I hope she'll agree.

Ama umarım o da hemfikir olur.

And this, I think you'il agree, disastrous.

Ve bu da sanırım hemfikiriz feci olanı.

Click to see more example sentences
agree uygun

Cardinal Valachi from the Vatican chapter's also agreed to lend us the Sanguinem Sanctorum.

Vatikan Papazlar Meclisi'nden başpapaz Valachi de Sanguinem Kutsalı'nı bize ödünç vermeyi uygun gördü.

I agree. Fungal endocarditis fits.

Katılıyorum, mantar endokarditi uygun.

agree tutmak

We agreed to keep the bigger weapon here.

Daha büyük silahı burada tutmak için anlaşmıştık.