English-Turkish translations for air:

hava · klima · nefes · uçak · yayın · söylemek · rüzgar · gökyüzü · uçan · caka · esinti · other translations

air hava

This moment, today, here, this room, this air and this, especially this, Michael, that you're here.

Şu an, bugün, burada, bu odada, bu havada ve bu, özellikle bu, Michael, sen buradasın.

What you need is some fresh air.

İhtiyacın olan şey biraz temiz hava.

No, there's air down here.

Hayır, burada hava var.

Click to see more example sentences
air klima

Put a VHS, an air conditioner and a refrigerator in that room, she's gonna blow.

Bu odaya, bir VHS bir klima ve bir de buzdolabı koyun, kadın patlayacak.

What about, Mr. Heating, ventilation and air conditioning?

Peki ya favorim olan Bay Isıtma, Havalandırma ve Klima?

Rutley and Son Heating and Air Conditioning.

Rutley ve Oğlu. Isıtma ve Klima Sistemleri

Click to see more example sentences
air nefes

That's a breath of fresh air.

Bir nefes temiz hava. Sigara?

No air to breathe.

Nefes alacak hava yok.

Air and vital functions: Breathing, heart rate.

Hava ve hayati işlevler; nefes alımı, kalp atışı.

Click to see more example sentences
air uçak

The Air Force is sending a bird tonight.

Hava kuvvetleri bu gece bir uçak gönderiyor.

He landed in Buenos Aires yesterday.

Uçağı dün, Buenos Aires'e inmiş.

Enemy aircraft in Seoul air space

Düşman uçakları Seoul hava sahasında.

Click to see more example sentences
air yayın

I am an on-air personality.

Ben bir canlı yayın karakteriyim.

It's okay. We're on-air personalities.

Biz canlı yayın kişilikleriyiz.

Yeah, that's why your on-air nickname is "music-knowing donna.

Evet bu yüzden yayındaki ismin "Müzik bilen Donna

Click to see more example sentences
air söylemek

There may be, as you say something in the air.

Senin de söylediğin gibi havada bir şey olabilir.

He's lying for fresh air.

Temiz hava için yalan söylüyor.

What did air traffic control say?

Hava Trafik Kontrol ne söylüyor?

Click to see more example sentences
air rüzgar

This clear air, and the wind always blowing.

Bu temiz hava, ve durmadan esen rüzgar.

Constant winds and air currents.

Sabit rüzgarlar ve hava akımları.

A terrible storm A terrible wind that whisked everything in the air

Korkunç bir fırtına, korkunç bir rüzgâr, havadaki her şeyi savuruyor.

Click to see more example sentences
air gökyüzü

The blue sky above us. And air, and water everywhere.

Tepemizde gökyüzü, hava ve her yerde su var.

Earth, air, water, fire, ether in the center.

Toprak, hava, su, ateş, gökyüzü de ortada.

Winter, slumbering in the open air

Uykulu açık bir gökyüzünde, kış

Click to see more example sentences
air uçan

Awesome air kicks, huh?

Muhteşem uçan tekmeler, ha?

Flew in from McChord Air Force Base last night.

Dün gece McChord Hava Kuvvetleri Üssü'nden uçtu.

Your episode, Flying Junkyards, was an objective look at air traffic safety.

Uçan Döküntüler" adlı bölümünüz, hava trafiği güvenliğine çok tarafsız bir bakıştı.

Click to see more example sentences
air caka

What's with the airs?

Bu ne caka böyle?

air esinti

A small puff of air.

Ufak bir hava esintisi.