English-Turkish translations for all:
bunca · hepsi, hep · tümüyle, tümden, tüm, tümü · onca · tamamıyla · bütünüyle, bütün · her · her şey · tek · her biri · tamamen · herkes · tamamı, tam · dünyada · özellikle · tekrar · tıpkı · mükemmel · ibaret · saf · sırf · hepten · alayı · other translations
all | bunca |
---|---|
Çünkü en iyi onlar, bu yüzden biz de en iyi olmak istiyoruz. |
|
This might be hard on you, but it's going to be all for the best. |
Bu sana belki biraz zor gelebilir ama hepimiz için en iyisi olacak. |
Click to see more example sentences | |
all | tümüyle, tümden, tüm, tümü |
---|---|
How can you be with a guy that's got a problem with the very thing you're all about? |
Nasıl bir adamla olabilir Sen tüm ilgili çok şey ile ilgili bir sorun var olduğunu? |
We thought we had to have at least one dinner party to use all the crap we got bought. |
Biz en az bir akşam yemeği parti olduğunu sanıyordum biz satın var tüm bok kullanmak. |
Oh, it is not good for me, is it, all this, in my condition? |
Bu benim için iyi değil değil mi, tüm bunlar, benim şartlarımda? |
Right. Yeah, but finish all those thousands of years of work a week ago? |
Doğru, evet ama tüm o binlerce yıllık işi bir hafta önce bitirmek? |
Because all the murders were committed by Jackson, except for one, you remember? |
Çünkü tüm cinayetler Jackson tarafından işlendi birisi dışında. Hatırlıyor musun? |
Click to see more example sentences | |
all | onca |
---|---|
Click to see more example sentences | |
all | tamamıyla |
---|---|
Click to see more example sentences | |
all | bütünüyle, bütün |
---|---|
All the work around here, and the kids, and everything and my husband left me a week ago |
Buradaki bütün işler, çocuklar, her şey ve kocam beni bir hafta önce terk etti. |
Maybe it's not all I wanted or all I dreamed of having but it'll have to be enough. |
Belki bütün istediğim, ya da hayalini kurduğum şey bu değil ama bu kadarı da yeterli olacak. |
Come on, this party and all these special guests are here for you! |
Hadi gel, bütün bu parti ve özel misafirlerimiz senin için burda! |
You, of all people, with a wife, kids and a house on a hill. |
Bütün insanların içinde sen, bir eş, çocuklar ve tepenin üstünde bir ev. |
Click to see more example sentences | |
all | her şey |
---|---|
All the work around here, and the kids, and everything and my husband left me a week ago |
Buradaki bütün işler, çocuklar, her şey ve kocam beni bir hafta önce terk etti. |
Click to see more example sentences | |
all | tamamen |
---|---|
But on this side, on this edge here, this is all new information. |
|
It's all a ghastly mistake, officer. I'm completely innocent. |
|
Click to see more example sentences | |
all | herkes |
---|---|
And she went to live in a beautiful house and all the people loved her, and she was very, very happy. |
Ve o güzel bir evde yaşamaya gitti ve herkes onu sevdi, ve o çok ama çok mutluydu. |
We all call her Piggy Postern because she has an upturned nose like a pig. |
Herkes ona Domuzcuk Postern der, çünkü domuz gibi kalkık bir burnu var. |
Click to see more example sentences | |
all | tamamı, tam |
---|---|
Click to see more example sentences | |
all | hepten |
---|---|
Click to see more example sentences |
all | alayı |
---|---|