English-Turkish translations for almost:

neredeyse, nerdeyse · kadar · hemen hemen, hemen, hemen-hemen · az kaldı, az kalsın · az daha · yaklaşık · adeta · yaklaşık olarak · other translations

almost neredeyse, nerdeyse

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

It's been almost two hours.

Neredeyse iki saat oldu.

Almost sounds like music.

Neredeyse müzik gibi geliyor.

Click to see more example sentences
almost kadar

But the truth is they live this job almost as much as you do.

Ama gerçek şu ki bu işi onlar da en az sizin kadar yaşıyor.

And there is something else i have wanted Almost as much as the map.

Ve en az harita kadar çok istediğim bir şey daha var.

To give so much for almost always so little.

Neredeyse hep çok az için bu kadar çok vermek.

Click to see more example sentences
almost hemen hemen, hemen, hemen-hemen

Yeah, but that was almost five years ago.

Evet ama bu hemen hemen beş yıl önceydi.

And I drive him almost every day.

Ben de hemen hemen her gün onu götürürüm.

Cool. We're almost done here, right?

Burada işimiz hemen hemen bitti değil mi?

Click to see more example sentences
almost az kaldı, az kalsın

He did one thing, and my father almost killed him.

Sadece tek bir şey yaptı babam az kalsın onu öldürüyordu.

Those things almost killed you.

Bu şeyler seni az kalsın öldürüyordu.

That man almost killed us, Ethan.

O adam az kalsın bizi öldürüyordu Ethan.

Click to see more example sentences
almost az daha

And there is something else i have wanted Almost as much as the map.

Ve en az harita kadar çok istediğim bir şey daha var.

Oh, I almost forgot you've got another visitor.

Az kalsın unutuyordum. Bir ziyaretçin daha var.

Hold on, I almost forgot.

Dur, az daha unutuyordum.

Click to see more example sentences
almost yaklaşık

This was almost two weeks ago.

Bu yaklaşık iki hafta önce oldu.

He died Almost an hour ago.

Yaklaşık bir saat önce öldü.

Almost a year ago, she disappeared. Disappeared?

Yaklaşık bir yıl önce ortadan kayboldu.

Click to see more example sentences
almost adeta

Almost like God.

Adeta Tanrı gibi.

Smells almost like marshmallow.

Adeta şekerleme gibi kokuyor.

ltswonders and beauty are almost unfathomable.

Mucizeleri ve güzelliklerine adeta akıl sır ermez.

Click to see more example sentences
almost yaklaşık olarak

This was almost two weeks ago.

Bu yaklaşık iki hafta önce oldu.

But almost a week after, something happened, and I, uh

Ama yaklaşık bir hafta sonra bir şeyler oldu ve ben,uh

Oh, almost two months ago.

Yaklaşık olarak iki ay önce.

Click to see more example sentences