English-Turkish translations for alternate:

alternatif · başka · seçenek · diğer · yedek · karşılıklı · değişmek, değiştirmek · birbirini izlemek, birbirini izleyen · other translations

alternate alternatif

Two: research and development on safe alternative energy sources especially solar power.

İki: güvenli alternatif enerji kaynaklarının araştırma ve geliştirmesi özellikle güneş enerjisinin.

There's always an alternative, Alex.

Her zaman bir alternatif vardır, Alex.

A Practical Guide to an Alternative Lifestyle"?

Alternatif Bir Hayat Tarzına Pratik Bir Rehber" mi?

Click to see more example sentences
alternate başka

So may I ask, is there no other alternative here?

Sorabilir miyim, burada başka bir alternatif var mı?

I hear ya, Mr. Reese, but we don't have another alternative.

Sizi anlıyorum Bay Reese ama başka bir seçeneğimiz yok.

I guess there's no alternative.

Sanırım başka seçeneğim yok.

Click to see more example sentences
alternate seçenek

I'm not saying it's a good alternative, but it's the only one.

İyi bir alternatif olduğunu söylemiyorum ama tek seçenek de bu.

Captain, could you give me a third alternative?

Kaptan, bana üçüncü bir seçenek verebilir misiniz?

I'm hoping you'll give me a better alternative.

Bana daha iyi bir seçenek vermeni umuyorum.

Click to see more example sentences
alternate diğer

All right, but what's the alternative?

Tamam, ama diğer seçeneğim nedir?

And the alternative is better?

Diğer seçenek daha iyi?

What's the alternative?

Diğer seçenek nedir?

Click to see more example sentences
alternate yedek

There's always an alternate.

Her zaman bir yedek vardır.

At least as an alternate.

En azından yedek olarak.

The first alternate juror will replace her.

İlk yedek jüri üyesi, onun yerini alacaktır.

Click to see more example sentences
alternate karşılıklı

Part of Thomas Edison's smear campaign against Mr. Tesla's superior alternating current.

Thomas Edison'un karalama kampanyasına karşı Bay Tesla'nın çok daha üstün alternatif akımı!

'New century Terrorist counter-measure alternative' A.K. A BRII

Yeni Yüzyıl Terörist Karşı Saldırı Alternatifleri Yani, BRII

You're the alternative we need to collier and his promicin-pushing radicals.

Sen Collier ve promisin'e zorlayan radikallerine karşı ihtiyacımız olan alternatifsin.

alternate değişmek, değiştirmek

Both, Vicky Malhotra and Madan Chopra take the leads alternately.

Her ikisi, Vicky Malhotra ve Madan Chopra, sırayla yer değişerek devam ediyorlar.

Alternating chairs Robert?

Sandalyeleri değiştiren Robert?

alternate birbirini izlemek, birbirini izleyen

Creating a paradox, an alternate timeline with a different outcome.

Paradoks yaratmak. Farklı bir sonuçla birbirini izleyen bir zaman çizgisi.