English-Turkish translations for always:

her zaman · hep · daima · sürekli · herzaman · her vakit · boyuna · tekrar tekrar · mutlaka · durmadan · other translations

always her zaman

And I know I always say, "this time it's real," but this time it's really real.

Ve her zaman "bu sefer gerçek" dediğimi biliyorum ama bu sefer gerçekten gerçek.

Why is there always a problem?

Neden her zaman bir sorun var?

But is that always a good thing?

Bu her zaman iyi bir şey midir?

Click to see more example sentences
always hep

But I'll always be here for you.

Ama senin için hep burada olacağım.

It's always something, you know.

Hep bir şeyler var, biliyorsun.

Yeah, that's what I always thought.

Evet, ben de hep böyle düşündüm.

Click to see more example sentences
always daima

He's a good friend of mine, and he always will be, but that's all.

O, benim iyi bir arkadaşım ve daima olacak, ama hepsi bu.

No matter what, he'll always be your real dad.

Ne olursa olsun daima gerçek baban olacak.

Always ask that question.

Daima bu soruyu sor.

Click to see more example sentences
always sürekli

Yes. But he's always home.

Evet ama sürekli evde.

Yeah, and there was that thing that I always kept wondering:

Evet, benim de sürekli merak ettiğim bir şey vardı:

Maybe he's always in pain.

Belki de sürekli acı içinde.

Click to see more example sentences
always herzaman

But I don't have that problem, because I always tell the truth.

Ama benim öyle bir sorunum yok, çünkü ben herzaman gerçeği söylerim.

He wasn't always a weak old man.

O herzaman zayıf yaşlı bir adam değildi.

I always loved you, Johnny Johnny.

Seni herzaman sevdim, Johnny Johnny.

Click to see more example sentences
always her vakit

Well, there's always time for that.

Bunun için her zaman vakit var.

Why, we always have time to see an old friend.

Eski bir arkadaşı görmek için her zaman vaktimiz vardır.

There is always time for another last minute.

Her zaman bir başka son an için vakit vardır.

Click to see more example sentences
always boyuna

It's always been you, John. All these years.

Bütün bu yıllar boyunca her zaman sen vardın, John.

She always wears the same clothes for three days!

Her zaman üç gün boyunca aynı kıyafetleri giyer o.

You always have our whole lives.

Bütün hayatımız boyunca, her zaman.

Click to see more example sentences
always tekrar tekrar

You can kill yourself again and again, but I will always bring you back!

Kendini tekrar tekrar öldürebilirsin ama ben seni her zaman geri getireceğim.

Mr. Always Five Minutes Early is late again.

Bay Her Zaman Beş Dakika Erken tekrar geç kaldı.

And the same ten years over and over again, always leading you here.

On yıl. Tekrar tekrar, aynı on yıl, her zaman seni buraya getiriyor.

Click to see more example sentences
always mutlaka

Always got to be a special word for everything.

Her şey için mutlaka özel bir kelime olmak zorunda.

Someone always finds me.

Biri beni mutlaka bulur.

Cowards like you always lose eventually.

Senin gibi korkaklar sonunda mutlaka kaybeder.

Click to see more example sentences
always durmadan

This clear air, and the wind always blowing.

Bu temiz hava, ve durmadan esen rüzgar.

Youre alway's helping everybody, Button's.

Durmadan birilerine yardım ediyorsun, Buttons.