English-Turkish translations for ambition:

hırs, hırsla, hırslı · tutku · büyük · ihtiras · emel · heves, heves. · tutkun · arzu · istek · other translations

ambition hırs, hırsla, hırslı

This meeting's about trying to solve a problem, not fulfill some personal ambition.

Bu toplantı bir sorunu çözmek için, kişisel bazı hırsları tatmin için değil.

Ambition is nothing new to this company.

Hırs bu şirket için yeni birşey değil.

But I have no ambitions against you.

Ama ben sana karşı hiç hırs beslemiyorum.

Click to see more example sentences
ambition tutku

The Guinevere One Space Probe represents this country's limitless ambition.

Guinevere Bir Uzay Sondası, bu ülkenin sınırsız tutkusunu gösteriyor.

Unusual ambition for a carpenter.

Bir marangoz için alışılmadık bir tutku.

Honey, these are really beautiful ambitions.

Tatlım, bunlar gerçekten güzel tutkular.

Click to see more example sentences
ambition büyük

It's my commitment, my greatest ambition.

Bu benim sorumluluğum,en büyük tutkum.

But he has much bigger ambitions.

Ama çok daha büyük ihtirasları var.

No, but he had great ambitions for his children.

Hayır ama çocukları için büyük emelleri vardı.

Click to see more example sentences
ambition ihtiras

A typical actress too many bit parts and too much ambition

Tipik bir aktris. Bir sürü küçük rol ve çok fazla ihtiras.

Blind, naked ambition.

Kör, çıplak ihtiras.

But he has much bigger ambitions.

Ama çok daha büyük ihtirasları var.

Click to see more example sentences
ambition emel

This is his life's ambition.

Bu onun hayatının emeli.

My father had ambitions for me.

Babamın benim için emelleri vardı.

No, but he had great ambitions for his children.

Hayır ama çocukları için büyük emelleri vardı.

Click to see more example sentences
ambition heves, heves.

But he's got ambition, which is what we need.

Ama hevesi var, ki bizim de ihtiyacımız olan bu.

At least it's an ambition.

En azından bir heves.

Renewable energy is no longer a far-off, pie-in-the-sky ambition.

Yenilenebilir enerji artık ulaşılamaz, ütopik bir heves değil.

Click to see more example sentences
ambition tutkun

Apparently, that's your life's ambition.

Anlaşılan, bu senin hayattaki tutkun.

Have you no ambition, Master Po?

Senin hiç tutkun yok mu Usta Po?

What is your big ambition?

Senin en büyük tutkun ne?

ambition arzu

Love, desire, ambition, faith without them, life's so simple, believe me.

Aşk, arzu, tutku, inanç Onlar olmadan, hayat çok daha basit, inan bana.

Now you surface dwellers will experience a true conqueror's ambition.

Şimdi siz yüzey sakinleri gerçek bir fetih arzusunun ne olduğunu tecrübe edeceksiniz.

ambition istek

Fighting me at every turn, your ambition the bolt hurled against my wishes.

Mücadele bana her fırsatta, senin hırs fırlattı cıvata benim isteklerine karşı.

An honest ambition, surely?

Kesinlikle dürüst bir istek?