English-Turkish translations for amount:

miktar · varmak · olmak · etmek · değer · önem · oran · rakam · meblağ · eşit olmak · other translations

amount miktar

No, no, no, no. I understand he wrote you the check, but he was not authorized for that amount.

Hayır, hayır, hayır anlıyorum size çeki o yazdı ama kendisi o miktar için yetkili değildir.

It's not a big amount.

Büyük bir miktar değil.

Okay, so let's just say a normal amount.

Tamam, bu yüzden sadece normal miktarda diyelim.

Click to see more example sentences
amount varmak

Well, for such a tiny hamlet, there's an unusual amount of smuggling, arson, and murder.

Yani böyle küçük bir yer için sıra dışı miktarda kaçakçılık, kundakçılık ve cinayet var.

We found that exact amount in an envelope with Vic's prints on it.

Tam o miktarda parayı bir zarf içinde bulduk, Vic'in parmak izleri vardı.

And in here particularly, we've got huge amounts of LSD.

Ayrıca özellikle burada, çok büyük miktarda LSD'miz var.

Click to see more example sentences
amount olmak

This was an extraordinary amount of money, because this would be an extraordinary feat.

Bu muazzam miktarda bir paraydı. Çünkü bu olağanüstü bir başarı olacaktı.

It cost me a ridiculous amount of money.

Bana gülünç miktarda bir paraya mal oldu.

Blood screen says the man's blood contained a surprising amount of amyl nitrite.

Kan testi adamın kanında şaşırtıcı miktarda amil nitrit olduğunu söylüyor.

Click to see more example sentences
amount etmek

Controlling all of those clones Must require a tremendous amount of physical strength.

Bütün o klonları kontrol etmek çok büyük bir fiziksel güç gerektirmeli.

A fellow came in, offered the full amount in cash.

Bir adam gelip bir dolu nakit para teklif etti.

Felony distruction of property Amounting to tens of millions of dollars, theft and now this.

On milyonlarca dolar değerinde özel mülkün yok edilmesi, hırsızlık ve şimdi de bu.

Click to see more example sentences
amount değer

Contained a significant amount of carbon and flecks of bone.

Kayda değer miktarda karbon çok küçük bir parça kemik.

Really a considerable amount.

Gerçekten kayda değer miktarda.

amount önem

Four idiots decided to steal a considerable amount of my money. Is that so?

Dört salak benim para önemli miktarda çalmaya karar verdi. ki?

The amount isn't important.

Miktarı o kadar önemli değil.

amount oran

Yeah, it's just trace amounts, okay.

Evet, sadece çok az oranda tamam mı?

Lieutenant Shaheen had a certain amount of autonomy, Agent DiNozzo.

Yüzbaşı Şahin'in belli oranda bir özerkliği vardı Ajan DiNozzo.

amount rakam

A relatively small amount.

Nispeten küçük bir rakam.

It's an insurmountable amount of money.

Bu altından kalkılamayacak bir rakam.

amount meblağ

The amount's non-negotiable.

Meblağ paraya çevrilemez.

amount eşit olmak

Ultimately, Goo Joonpyo and Geum Jandi Only amounted..

Sonunda, Goo Joonpyo ve Geum Jandi eşit oldu.