English-Turkish translations for angry:

kızgın · sinirli · öfkeyle., öfkeli, öfkeyle · kızmış, kızarmış · asabi · hiddetli · other translations

angry kızgın

Mom, I know you're angry, but there's something you need to know.

Anne, kızgın olduğunu biliyorum, ama bilmen gereken bir şey var.

He must really be angry about something or someone.

O gerçekten bir şeye veya birisine kızgın olmalı.

Lot of people was angry with her.

Ona kızgın olan bir çok insan vardı.

Click to see more example sentences
angry sinirli

I have something I'm very angry about, but other Ron, he's not helping me with it.

Çok sinirli olduğum bir konu var. Ama diğer Ron bu konuda bana yardımcı olmuyor.

The angry man gave me a job.

Sinirli adam bana bir verdi.

You're an angry man, Mr. Martin.

Sinirli bir adamsınız, Bay Martin.

Click to see more example sentences
angry öfkeyle., öfkeli, öfkeyle

I mean, he's always a little angry, but now it seems like More.

Yani her zaman biraz öfkeliydi ama sanki şimdi biraz daha fazla gibi.

I'd seen my father angry before, but this was different.

Babamı daha önce öfkeli görmüştüm ama bu farklıydı.

Everyone has an angry dad, even me.

Herkesin öfkeli bir babası var, benim bile.

Click to see more example sentences
angry kızmış, kızarmış

And she's a smart girl, and now she's an angry one, too.

Ve o akıllı bir kız ve şimdi aynı zamanda kızgın da.

That makes me very angry.

Bu beni çok kızdırıyor.

And probably leave this thing more angry.

Ve muhtemelen bu şeyi daha çok kızdırırdı.

Click to see more example sentences
angry asabi

You know, I think that big, angry guy is getting worse.

Biliyor musun, sanırım bu büyük asabi adam gittikçe kötüleşiyor.

Yeah, he says he has no enemies. But still, an angry sister-in-law, jealous brother.

Evet, düşmanım yok diyor ama asabi bir yengesi ve kıskanç bir kardeşi var.

Henry was a very angry man.

Henry çok asabi bir adamdır.

Click to see more example sentences
angry hiddetli

Ramona is an angry woman.

Ramona çok hiddetli bir kadın.

Beautiful, angry, ferocious.

Güzel, hiddetli, yırtıcı.