English-Turkish translations for another:

başka · bir daha · diğer · diğer bir · farklı · ayrı · bambaşka · gene · birbiri · öbür · other translations

another başka

Then I would be another man, and I don't want to be another man.

Ama o zaman başka bir adam olurdum ve ben başka bir adam olmak istemiyorum.

I'm sure that's very important stuff, but I have another question.

Çok önemli şeyler, ama ben başka bir soru var olduğu eminim.

Another time, little man.

Başka zaman, küçük adam.

Click to see more example sentences
another bir daha

There is another thing we can do for you.

Senin için yapabileceğimiz başka bir şey daha var.

Just give me another chance, all right?

Bana bir şans daha ver, tamam mı?

And there's another one I want to show you too.

Sana göstermek istediğim başka bir tane daha var burada.

Click to see more example sentences
another diğer

And another, he's not the same guy, and you are definitely not the same girl.

Ve diğeri, o aynı kişi değil, ve sen de kesinlikle aynı kız değilsin.

No offense, but since I left, one witch is dead and another one is missing.

Alınma ama ben gittiğimden beri, bir cadı öldü bir diğeri de kayboldu.

It's being a bounty hunter on the other hand, another story.

Diğer tarafta da ödül avcısı olmak var, başka bir hikâye.

Click to see more example sentences
another diğer bir

A stone for my father, "a stone for my mother, "another for my country, "and who's the next one for?

Babam için bir taş, "annem için bir taş, "bir tane de ülkem için, diğeri kimin için?

Suicide isn't a solution. It's just another selfish action.

Ama intihar bir çözüm değil sadece bir diğer bencil harekettir.

There's another elevator inside the lobby goes up to the other penthouse.

Başka bir asansör daha var. İçeride, lobide. O diğer çatı katına da çıkıyor.

Click to see more example sentences
another farklı

Hey, you want something different, you give me another name.

Farklı bir şey istiyorsan, başka bir isim vereceksin.

The difference, if it's true, is there could've been another witness, or even another suspect.

Şöyle fark eder; bu doğruysa, bir başka tanık hatta bir başka zanlı olabilir.

Maybe another character would have a different point of view.

Belki başka bir karakterin, farklı bir bakış açısı olabilir.

Click to see more example sentences
another ayrı

Ruth also told us that she saw you last night with another woman.

Ruth ayrıca dün gece sizi başka bir kadınla gördüğünü söyledi.

I also wanted to give you another test.

Sana ayrıca başka bir test de yapmak istiyorum.

School feels like another universe to me right now.

Okul artık benim için ayrı bir evren gibi şu an.

Click to see more example sentences
another bambaşka

Tomorrow was another day

Yarın bambaşka bir gün oldu

It will become something else, something even greater, another big bang!

Bambaşka bir şey olacak. Daha da büyük bir şey. Bir başka big bang!

War is another world.

Savaş bambaşka bir dünya.

Click to see more example sentences
another gene

Tomorrow will be another long day.

Yarın gene uzun bir gün olacak.

You want another drink, Gene?

Bir içki daha ister misin, Gene?

It's snowing again okay, let's get another vehicle..

Gene kar yağıyor. Tamam, başka bir araç bulalım.

Click to see more example sentences
another birbiri

Because we're here to to be closer to one another.

Çünkü buraya birbirimize daha yakın olmak için geldik.

Maybe we knew each other in another time, another era.

Belki birbirimizi başka bir zamanda başka bir çağda tanıyoruzdur.

This paradise is the perfect opportunity for us to beopen and honest with one another.

Bu cennet, birbirimize karşı açık ve dürüst olabilmemiz için mükemmel bir fırsat.

Click to see more example sentences
another öbür

In a year, you'll get another chance for the other side, to be a pure spirit.

Bir yıl içinde öbür tarafta saf bir ruh olmak için bir şansın olacak.

A day at the hospital and then another treatment.

Hastanede bir gün. Sonra da öbür tedavi.

Another Woo-suk is somewhere in the lab

Şu an öbür Woo-suk laboratuvarda bir yerde.