English-Turkish translations for answer:

cevap · cevap vermek, cevap verilebilir · yanıt · bakmak · çözüm · cevaplamak · gelmek · gitmek · yeterli olmak · karşılık · sonuç · karşılık vermek · yetmek · other translations

answer cevap

Very simple question, very simple answer, yes or no. Did you?

Bu çok basit bir soru, çok basit bir cevap, evet veya hayır.

That's a really bad answer.

Bu çok kötü bir cevap.

I'm going to need an answer, yes or no.

Bir cevaba ihtiyacım var, evet ya da hayır.

Click to see more example sentences
answer cevap vermek, cevap verilebilir

I'm gonna ask you a question, you're gonna give me the answer.

Sana bir soru soracağım ve sen de bana cevap vereceksin.

And you didn't answer your phone.

Ve sen telefona cevap vermedin.

Uh i can give you an answer by tonight.

Şey sana bu akşam bir cevap verebilirim.

Click to see more example sentences
answer yanıt

No, I'm not gonna take "no" for an answer. No.

Hayır, "hayır" benim için bir yanıt değil, hayır.

And I'll answer this question for you.

Ve ben sizin için yanıt vereceğim

The answer is somewhere here.

Yanıt burada bir yerde.

Click to see more example sentences
answer bakmak

Look, there's a simple answer.

Bakın, çok basit bir cevap var.

See that's not an answer.

Bak bu bir cevap değil.

Look at you. Answer your phone, you idiot.

Kendine bir bak Telefonuna cevap ver seni aptal

Click to see more example sentences
answer çözüm

Now there's only one answer.

Ve artık tek bir çözüm var:

Colonel, this is not the answer

Albay, bu bir çözüm değil..

But money wasn't the answer either.

Ama çözüm, para da değildi.

Click to see more example sentences
answer cevaplamak

Take a deep breath and answer this question.

Derin bir nefes al. Ve şu soruyu cevapla.

Now, answer the question again, but this time, first breathe.

Şimdi, soruyu cevapla, ama bu sefer, ilk önce Nefes al.

So answer me this, then.

Bana bunu cevapla o zaman.

Click to see more example sentences
answer gelmek

Get up, come here and answer my question.

Kalk, buraya gel ve soruma cevap ver.

Ah, that sounds like the answer!

Cevap geliyor gibi, değil mi?

Is an answer coming soon?

Yakında bir cevap geliyor mu?

Click to see more example sentences
answer gitmek

The answer is zero, Danny, because nobody here, except you, wants to be there, okay?

Cevap "sıfır", Danny. Çünkü burada sen hariç hiç kimse oraya gitmek istemez, tamam mı?

Just answer me one question, and then I'll go.

Sadece tek bir soruya cevap verin, sonra gideceğim.

Come on, go answer it.

Hadi, git cevap ver.

Click to see more example sentences
answer yeterli olmak

Is that a good enough answer for you?

Senin için yeterince iyi bir cevap oldu mu?

Is this a good enough answer?

Yeterince iyi bir cevap oldu mu bu?

I thought I was the answer for Norman but love isn't enough for him.

Norman için bir cevap olduğumu sanmıştım. Ama aşk onun için yeterli değil.

Click to see more example sentences
answer karşılık

Prosecutor Answers Hannah Arendt's Bizarre Defense of Eichmann.

Savcı Hannah Arendt'in 'Eichmann'ın Tuhaf Savunması' tezine karşılık veriyor.

William Hooke, answer my calling.

William Hooke, çağrıma karşılık ver.

answer sonuç

I finally got an answer.

Sonuçta bir cevap aldım.

answer karşılık vermek

Prosecutor Answers Hannah Arendt's Bizarre Defense of Eichmann.

Savcı Hannah Arendt'in 'Eichmann'ın Tuhaf Savunması' tezine karşılık veriyor.

answer yetmek

Enough of question and answers.

Soru ve cevaplara yeter.