antiquities

Now, okay, Kelly, your grandmother, has she bought anything strange or old or kind of maybe an antique?

Tamam. Kelly, büyükannen tuhaf, eski yada antika bir şey satın aldı mı? ya da antika bir şey satın aldı mı?

I know your business perfectly well: antique furniture, and some of it not so antique.

Senin işini çok iyi biliyorum: Antika mobilya, ve bazısı da pek antika değil.

This is a very valuable antique.

Bu çok değerli bir antika.

I own an antique store in town, And I spoke with caroline today.

Şehirde bir antika dükkanım var ve bugün Caroline ile konuştum.

But it works pretty good for an antique.

Ama bir antika için gayet iyi çalışıyor.

What is it, some sort of legendary samurai antique?

Nedir bu, Bir çeşit efsanevi samuray antikası mı?

So Hayden's patient is an antiques dealer, and he spent a million dollars on a baseball card?

Yani Hayden'in hastası bir antika satıcısı ve bir beysbol kartına bir milyon dolar harcadı öyle mi?

That's an antique, and I'm a white lady.

O bir antika. Ve ben beyaz bir kadınım.

Don't worry, it's just an antique.

Merak etme, sadece bir antika.

Some kind of a weird antique or something.

Tuhaf bir antika ya da bir şey işte.