English-Turkish translations for anyway:

neyse · her neyse · zaten · de · yine · herneyse · nasılsa · nasıl olsa · dikkatsizce · ne ise · her halükârda · other translations

anyway neyse

Anyway, I know it's around here somewhere, but I don't know where it is.

Neyse. Burada bir yerde olduğunu biliyorum ama tam nerede olduğunu bilmiyorum.

How much money do you have anyway?

Bu arada ne kadar paran var senin?

So anyway, thank you for understanding that I just wanna buy my dress for the event.

Her neyse, anlayışın için çok teşekkürler. Organizasyon için bir elbise almak istiyorum sadece.

Click to see more example sentences
anyway her neyse

Anyway, this is a special day for you, young lady.

Her neyse, bugün senin için özel bir gün, genç hanım.

What's in there, anyway?

Her neyse, içinde ne var?

But he said He said Well, anyway

Ama dedi ki Dedi ki Tamam, her neyse

Click to see more example sentences
anyway zaten

No, this is no good for a smart girl like you, anyway.

Hayır, zaten bu senin gibi zeki bir kız için iyi değildi.

That's the idea, anyway.

Zaten bu bir fikir.

Fine. It wasn't that great anyway. Thanks.

iyi, zaten harika bir şey değildi. teşekkürler.

Click to see more example sentences
anyway de

And then something happened, something that I knew was impossible but it happened anyway.

Ama sonra bir şey oldu. İmkansız olduğunu biliyordum ama yine de oldu.

Maybe a bad idea anyway.

Belki de kötü bir fikirdi.

Yeah, thanks anyway. Okay.

Evet, yine de sağ ol.

Click to see more example sentences
anyway yine

And then something happened, something that I knew was impossible but it happened anyway.

Ama sonra bir şey oldu. İmkansız olduğunu biliyordum ama yine de oldu.

But you came here anyway.

Ama yine de buraya geldin.

But he did it anyway.

Ama bunu yine de yaptı.

Click to see more example sentences
anyway herneyse

So anyway, she came home that night, and it was over.

Herneyse, o gece eve geldi ve her şey bitmişti.

Anyway, there is something I don't understand.

Herneyse, bir şey var ama Anlamıyorum.

Anyway, uh, I'm sorry that

herneyse, uh, üzgünüm

Click to see more example sentences
anyway nasılsa

What kind of name is that anyway?

Bu arada bu nasıl bir isim böyle?

Anyway, I was just kind of wondering how you feel about the whole thing.

Neyse, ben sadece merak ediyordum bütün bunlar hakkında nasıl hissediyorsun diye.

You're coming home for the weekend anyway.

Nasılsa hafta sonu için eve geliyorsun.

Click to see more example sentences
anyway nasıl olsa

So what exactly are we looking for, anyway?

Bu arada tam olarak nasıl bir şey arıyoruz?

What kind of mother would I be anyway?

Benden nasıl bir anne olur ki zaten?

It doesn't matter anymore anyway.

Artık bir önemi yok nasıl olsa.

Click to see more example sentences
anyway dikkatsizce

Anyway, you better be more careful.

Neyse, daha dikkatli olsan iyi olur.

Anyway, take care of yourself. Jane.

Neyse, kendine dikkat et Jane.

Anyway, you be careful

Her neyse, dikkatli ol.

Click to see more example sentences
anyway ne ise

Anyway, his story is

Neyse Onun hikâyesi ise

Anyway, your mom chose that name, not me.

Her neyse, annen bu ismi seçmişti, ben değil.

Anyway, it's a dumb stage name.

Her neyse, aptalca bir sahne ismi.

Click to see more example sentences
anyway her halükârda

The truth is, she's a much better driver than I am anyway.

Gerçek şu ki her halükârda benden daha iyi bir şoför.

Anyway, this moment is your moment, Alicia.

Her halükârda, bu an senin anın Alicia.

Christian Mason is gonna die anyway.

Christian Mason her halükârda ölecek.