English-Turkish translations for apparent:

görünen · belli · açık · galiba · belirgin · ortada · görünür · bariz · besbelli · açık belli görünen · other translations

apparent görünen

Apparently, they're a little too "difficult" for some people.

Görünüşe göre, bazı insanlar için onlar çok "zor".

She has a cat named Frank. Apparently, he doesn't watch the news.

Frank adında bir kedisi var Görünüşe göre kedi haberleri izlemiyor.

Apparently, you are.

Görünüşe göre, sen.

Click to see more example sentences
apparent belli

Apparently, somebody was giving him a very special wedding present.

Belli ki, birisi ona çok özel bir düğün hediyesi veriyormuş.

Apparently, there's been a misunderstanding.

Belli ki bir yanlış anlaşılma var.

And that would be me, apparently.

Ve belli ki bu kişi benim.

Click to see more example sentences
apparent açık

Apparently, he's got a record longer than mine.

Açıkça benimkinden daha uzun bir kaydı var.

Apparently they have an open marriage.

Görünen o ki açık bir evlilikleri var.

Apparently there was a security breach.

Anlaşılan bir güvenlik açığı varmış.

Click to see more example sentences
apparent galiba

Apparently, you've been a bad girl.

Galiba, sen kötü bir kız oldun.

You know, apparently, Pike wasn't even his real name.

Biliyorsun, galiba, Pike gerçek ismi bile değildi.

Uh, apparently to steal a dog,

Uh, galiba bir köpek çalmaya,

Click to see more example sentences
apparent belirgin

So there's no apparent connection between the victims.

Yani kurbanlar arasında belirgin bir bağlantı yok

There's no apparent bite marks.

Belirgin ısırma izleri yok.

Um, Ford flew commercial from the central South African Republic with some apparent leg trouble.

Um, Ford ticari uçtu merkezi Güney Afrika Cumhuriyeti bazı belirgin bacak sorun ile.

Click to see more example sentences
apparent ortada

Why this apparent rift between the church and science or between science and religion emerged today?

Neden kilise ve bilim arasındaki ya da bilim ve din arasındaki bu bariz uçurum bugün ortaya çıktı?

Apparently there was a misunderstanding.

Anlaşılan ortada yanlış anlaşılma var.

So, Aunt Mitsy, apparently Mom disappeared a week before the wedding to think.

Mitsy Teyze, görünüşe göre annem düşünmek için düğünden bir hafta önce ortadan kaybolmuş.

Click to see more example sentences
apparent görünür

Ten years ago Tommy Oliver, apparent suicide, same markings.

On yıl önce Tommy Oliver, görünür intihar, aynı dövmeler.

A neurological symptom with no apparent neurological cause.

Görünür bir nörolojik nedeni olmayan bir nörolojik semptom.

No apparent signs of trauma.

Görünür travma izi yok.

apparent bariz

Why this apparent rift between the church and science or between science and religion emerged today?

Neden kilise ve bilim arasındaki ya da bilim ve din arasındaki bu bariz uçurum bugün ortaya çıktı?

No apparent link between them.

Aralarında bariz bir bağlantı yok.

apparent besbelli

Apparently, that is a statistical impossibility.

Besbelli ki bu istatiksel bir imkânsızlık.

apparent açık belli görünen

Linda, obviously, is a woman, but apparently that doesn't count because she is an assistant.

Linda, açıkça belli ki, bir kadın, ama görünüşe göre sayılmıyor, çünkü o bir yardımcı.