English-Turkish translations for appearance:

görünüş · belirme · dış görünüş · görünümlü, görünüm · görüntü · ortaya çıkma · olay · görünme · other translations

appearance görünüş

But it appears that the great Miss Page is not with us tonight.

Ama görünüşe göre harika Bayan Page bu gece aramızda değil.

She's alive and appears to be a pretty good shot.

Hayatta ve görünüşe göre çok da güzel ateş ediyor.

Howard is here. It appears that brought the money.

Howard geldi ve görünüşe göre para da yanında.

Click to see more example sentences
appearance belirme

And then a tunnel appears?

Ve sonra bir tünel beliriyor.

Suddenly, a blue light appeared,

Aniden mavi bir ışık belirdi.

But an angel appeared and said

Ama bir melek belirmiş ve demiş ki

Click to see more example sentences
appearance dış görünüş

His complex aliases and altered appearances made them all unreliable and inconsistent.

Karışık sahte kimlikleri ve değiştirilmiş dış görünüşü hepsini güvenilmez ve tutarsız yaptı.

But his appearance wasn't that great.

Ama dış görünüşü o kadar iyi değildi.

Absolutely. Some people are just into appearances.

Kesinlikle, bazı insanlar sadece dış görünüşe bakar.

Click to see more example sentences
appearance görünümlü, görünüm

Yeah, T.K. mentioned something about a public appearance in front of thousands of people?

Evet, T.K. bahsedilen şey bir kamu görünümü hakkında binlerce insanlar önünde

Every time I looked at my new appearance

Ben yeni bir görünüm baktı Her zaman

Appearance: Tall, medium build, black hair.

Görünümü: uzun boylu, orta yapıda, siyah saçlı.

Click to see more example sentences
appearance görüntü

But appearance is not everything.

Ama görüntü her şey değildir.

An image appears in the distance, limping toward us.

Bir görüntü beliriyor. Ve mesafe bize doğru kısalıyor.

Of course, such things are contrivances, like so much here. For the sake of appearances.

Tabii çoğu, buradaki birçok şey gibi.. .. .. sahte görüntüyü kurtarmak için.

Click to see more example sentences
appearance ortaya çıkma

She disappeared right before Beth appeared.

Beth ortaya çıkmadan önce, kız gözden kayboldu.

Yeah, who knows what other disasters are waiting to just appear.

Evet, kim bilir başka ne felaketler ortaya çıkmayı bekliyor?

Their sudden appearance and equally sudden disappearance

Aniden ortaya çıkmaları ve aynı şekilde ortadan kaybolmaları

Click to see more example sentences
appearance olay

We had a reluctant victim, an appearance of a crime, and a convenient suspect.

Gönülsüz bir kurban, suç gibi görünen bir olay ve uygun bir şüpheli vardı.

It's my most important appearance of the year.

Benim için yılın en önemli olayı bu.

No, sir. It appears to be a random occurrence.

Hayır, efendim. rastlantısal bir olay gibi görünüyor.

Click to see more example sentences
appearance görünme

They started appearing three years ago in remote areas.

Üç yıl önce uzak bölgelerde görünmeye başladılar.

Inappropriate video clips are appearing everywhere.

Uygunsuz video klipler her yerde görünmeye başladı.

That's when the infiltrators started to appear.

İşte o zaman casuslar görünmeye başladı.