English-Turkish translations for appetite:

iştah · afiyet · arzu · iştahlı · other translations

appetite iştah

Well, looks like you worked up an appetite being the big hero this morning.

Bu sabah büyük bir kahraman olmak bir iştah kadar çalıştı gibi görünüyor.

Fifteen dinars for the shoes five for the feed horse has a healthy appetite.

On beş dinar nallar için beş besleme için, atın sağlıklı bir iştahı var.

Nausea, fatigue, loss of appetite

Baş dönmesi, yorgunluk, iştah kaybı

Click to see more example sentences
appetite afiyet

Here, take it. Bon appetite, grandson.

Al bakalım afiyet olsun torunum.

Good appetite and God bless.

Afiyet olsun ve Tanrı sizi korusun.

Bon appetit to you, too.

Sana da afiyet olsun.

Click to see more example sentences
appetite arzu

I found this woman and somehow there's an appetite.

Bu kadını buldum ve her nasılsa bir de arzu var ortada.

Sun Wen and Huang Xing are southern barbarians with big appetites.

Sun Wen ve Huang Xing büyük bir arzuyla güneyin vahşiliğini yapıyorlar.

He has more energy than others, greater appetites and desires.

Diğerlerinden daha enerjik, daha büyük bir iştahı ve arzuları var.

Click to see more example sentences
appetite iştahlı

You ever seen such an appetite in a boy?

Hiç bu kadar iştahlı bir çocuk gördün mü?

She's got a healthy appetite.

Kız sağlıklı ve iştahlı.