English-Turkish translations for appointment:

randevu · tayin · · görüşme · atama · buluşma · görev · other translations

appointment randevu

I know this is just an appointment for you.

Biliyorum bu senin için sadece bir randevu.

No. Better make an appointment for tomorrow.

Yok, yarın için randevu alsan daha iyi olur.

I'm late for an important appointment.

Önemli bir randevuya geç kaldım.

Click to see more example sentences
appointment tayin

The paint is hardly dry and yet they've appointed a new commanding officer.

Boya hemen hemen kuru ve henüz yeni komuta subayı tayin ettiler.

They'll appoint you an attorney.

Sana bir avukat tayin edecekler.

Mr. Marshall, the vice president does not appoint Supreme Court justices.

Mr Marshall, Başkan Yardımcısı Üst Mahkeme Adaleti tayin etmez.

Click to see more example sentences
appointment

Vasco didn't know it yet, but for a dangerous new job Mongo would always appoint a new lieutenant.

Vasco bunu daha bilmiyordu ama ama Mongo tehlikeli bir işe hep yeni bir Teğmen atardı.

After the war I have an appointment.

Savaştan sonra bir görüşmem var.

Got a business appointment in L.A.

L.A.'de bir randevum var.

Click to see more example sentences
appointment görüşme

What kind of an appointment?

Ne tür bir görüşme bu?

'It's controversial appointment, though.'

'Gerçi, bu tartışmalı bir görüşme.'

Make an appointment with the Midland.

Midland ile bir görüşme ayarla.

Click to see more example sentences
appointment atama

What kind of appointment?

Ne tür bir atama bu?

Jack, it's your appointment.

Jack, bu senin atama kağıdın.

Oxford, that's not an appointment, is it?

Oxford demek, bir atama değil, değil mi?

Click to see more example sentences
appointment buluşma

It's a date, no. .date like an appointment.

Öyle randevu değil. Buluşma gibi randevu yani.

Big appointment for me, boys.

Benim için büyük buluşma, beyler.

Just an appointment.

Sadece bir buluşma.

Click to see more example sentences
appointment görev

Because senator Wen appointed you. No.

Çünkü Senatör Wen seni o göreve atadı.

But God appointed him other mission.

Ama Tanrı ona başka bir görev verdi.

General Matthew B. Ridgway was appointed by MacArthur as the new field commander.

General Matthew B. Ridgway, MacArthur tarafından yeni bölge komutanı olarak görevlendirilmişti.

Click to see more example sentences