approached

A young man wearing jeans and a gray sweater approached the victim from behind

Kot pantolon giyen bir adam ve gri bir kazak Kurbanına arkadan yaklaştı

A few years ago the British approached me with a mission for queen and country.

Birkaç yıl önce İngilizler kraliçe ve ülke için bir görevle geldiler bana.

But direct, open and total war requires a completely different approach.

Ama direkt, açık ve tam bir savaş, daha değişik bir yaklaşım gerektirir.

Captain, there's a ship approaching at high warp.

Kaptan, yüksek warp hızında yaklaşan bir gemi var.

A little later, almost on the same spot, we saw a man approaching.

Bir süre sonra neredeyse aynı yerde bize yaklaşan bir adam gördük.

A young man wearing jeans and a grey sweater approached the victim from behind

Kot pantolon ve gri bir kazak giyen adam kurbanın arkasından yaklaştı

There's a ship approaching at high warp.

Yüksek warp hızında yaklaşan bir gemi var.

Yeah, except it would be the wrong approach and it wouldn't work.

Evet. Evet, ancak bu yanlış bir yaklaşım olur ve işe yaramazdı.

But she's a good candidate for an aggressive approach.

Ama agresif bir yaklaşım için iyi bir aday.

Two million years after its first appearance, the island is approaching middle age.

İki milyon yıl sonra ilk ortaya çıkışından sonra, ada orta yaşına yaklaşıyor.