English-Turkish translations for area:

bölge · alan · yer · civar · çevre · muhit · etraf · salon · mekanı, mekan · saha · arazi · other translations

area bölge

If you need anything from that area please come to me first.

O bölgeden bir şeye ihtiyacın olursa lütfen önce bana gel.

There's no night life in this area.

Bu bölgede gece hayatı da yok ki.

This area is for employees only.

Bu bölge sadece çalışanlar için.

Click to see more example sentences
area alan

And that's the area to me where it gets more interesting and exciting, and more emotional.

İşte benim için daha enteresan, daha heyecan verici ve daha duygusal olan alan budur.

Marcus, go back and search the area.

Marcus, geri dön ve alanı araştır.

Hundreds of millions of years later, this area was flooded with water.

Yüzlerce milyon yıl sonra ise bu alan su ile doldu taştı.

Click to see more example sentences
area yer

Our so-called destination for us foreigners it's in the restricted area, isn't it?

Varacağımız yer bizim gibi yabancılar için sınırlı bölge değil mi?

It's a well-known area, easily accessible, Lots of parking for the press and for participants.

İyi bilinen bir alan, kolayca erişilebilir, basın ve katılımcılar için çok park yeri var.

It's a small area.

Orası küçük bir yer.

Click to see more example sentences
area civar

Okay, there's only three in the area.

Pekâlâ, civarda sadece üç tane var.

Maybe something in that area?

O civarda bir şey belki?

He could have a friend or relative in the area.

Bu civarda bir arkadaşı ya da akrabası olabilir.

Click to see more example sentences
area çevre

Well, it's not really a spa. It's more of a fenced-in area In the Adirondacks.

Şey, aslında tam olarak spa değil, daha çok Adirondack'in oralarda çitle çevrilmiş bir bölge.

Kinda like dialling a different area code.

Bir çeşit farklı bir alan kodunu çevirmek gibi.

Plenty of traffic cams in the area.

Çevrede bir sürü trafik kamerası var.

Click to see more example sentences
area muhit

You live in a good area, nice building, right?

İyi bir muhitte yaşıyorsun, güzel bir binada, doğru mu?

It's a nice area, mate.

Güzel bir muhit, ortak.

Yeah, same area.

Evet, aynı muhitte.

Click to see more example sentences
area etraf

Besides, the area around the tower is a parallel universe, right?

Ayrıca, kulenin etrafındaki alan paralel evren, öyle değil mi?

Local police found tire tracks on a hidden service road and some small animal traps in the surrounding area.

Yerel polis, gizli bir servis yolunda lastik izleri bulmuş ve bölgenin etrafındaki küçük hayvan tuzaklarını.

You stay here and guard this area, Koide!

Sen burada kal ve etrafı kolaçan et Koide!

area salon

Actually, the gym is no-smoking area.

Aslında spor salonunda sigara içilmez.

Eddie, Mr Birk wants you in the conference-area speak.

Eddie, Bay Birk seninle Toplantı salonunda konuşmak istiyor.

area mekanı, mekan

But perhaps the dining area

Ama belki de yemek mekanı

It's a hastily drawn map of Chatswin and its George-restricted areas.

Chatswin'deki mekanların olduğu bir harita, ve 'George-Giremez' olan alanlar.

area saha

Attention, all units, northwest area, Zone Five.

Tüm birimlerin dikkatine, kuzeybatı sahası, Bölge Beş.

area arazi

The wooded area's her terrain.

Ormanlık bölge onun arazisi.