English-Turkish translations for argument:

tartışma · argüman · kavga · görüş · iddia · münakaşa · savunma · sav · değişken · gerekçe · anlaşmazlık · konu · other translations

argument tartışma

Lee's servant witnessed a fight and heated argument between lp Man and Lee last night

Lee'nin hizmetçi kavga tanık lp Man ve Lee arasında hararetli tartışma dün gece

We had an argument this morning.

Bu sabah bir tartışma yaptık.

It wasn't really an argument.

O gerçek bir tartışma değildi.

Click to see more example sentences
argument argüman

No."no" is not an argument.

Hayır."Hayır" bir argüman değil.

I hear this argument a lot of times, like alcohol

Bu tip bir argümanı bir çok kez duydum. Alkol gibi

Hey, that was my argument.

Hey, bu benim argüman oldu.

Click to see more example sentences
argument kavga

Lee's servant witnessed a fight and heated argument between lp Man and Lee last night

Lee'nin hizmetçi kavga tanık lp Man ve Lee arasında hararetli tartışma dün gece

That day we had a terrible argument.

O gün biz korkunç bir kavga ettik.

Not a fight, but a stupid argument at school.

Tam kavga değil, ama Okulda saçma bir tartışma işte.

Click to see more example sentences
argument görüş

It's a very good argument.

Çok güzel bir görüş.

That's a good argument.

Bu güzel bir görüş.

A rational argument isn't always enough.

Mantıklı bir görüş her zaman yeterli olmaz.

Click to see more example sentences
argument iddia

Mm-hmm. Sheriff Carter presented a very logical and compelling argument.

Şerif Carter çok mantıklı ve zorlayıcı bir iddiada bulundu.

That's a crap argument.

Bu çok saçma bir iddia.

Impatience was never a good argument for anything.

Sabırsızlık hiçbir şey için iyi bir iddia değildir.

Click to see more example sentences
argument münakaşa

We just had a little argument.

Sadece ufak bir münakaşa yaşadık.

One day the argument will be over.

Bir gün bu münakaşa sona erecek.

Thor and I had an argument.

Thor ve ben münakaşa ettik.

Click to see more example sentences
argument savunma

That's not a bad argument.

Bu fena bir savunma değil.

Well, well, The best arguments really do sound spontaneous.

En iyi savunma gerçekten de spontane oluyormuş.

Another argument for energy independence there.

Enerji bağımsızlığı için başka bir savunma daha.

Click to see more example sentences
argument sav

There are some good ideas here, but it isn't a coherent mathematical argument,

Burada bazı iyi fikirler var ama tutarlı bir matematiksel sav değil.

It's the only argument I need, Shawn!

İhtiyacım olan tek sav bu zaten, Shawn!

I find Mr. Barron's argument persuasive.

Bay Barron'un savını da ikna edici buluyorum.

argument değişken

It wasn't really an argument.

O gerçek bir tartışma değildi.

That really is not your best argument.

Bu pek iyi bir argüman değildi.

argument gerekçe

That's not really an argument, now, is it?

Bu pek de bir gerekçe değil, değil mi?

That's a feeble argument, Harris.

Bu çok zayıf bir gerekçe, Harris.

argument anlaşmazlık

A disagreement, you mean, an argument.

Anlaşmazlık demek istiyorsunuz, bir tartışma.

A disagreement or argument?

Anlaşmazlık tartışma mı?

argument konu

And that evening, after dinner, the usual arguments began about Angela and school.

Akşam yemekten sonra, Angela ve okul konusunda yine tartışma başladı.

No argument about that.

Bu konuda tartışma yok.