English-Turkish translations for arm:

silahlı · kol · el · güç · kuvvet · bilek · koy · cephane · silahlanma · dal · sağlamak · other translations

arm silahlı

Henry Allen Miller, your former patient, is a suspect in another potential armed robbery.

Henry Allen Miller, eski hastan, başka bir silahlı soygun şüphelisi konumunda.

They control drugs, arms smuggling, black market diamonds, human trafficking, even murder and extortion.

Uyuşturucu onların kontrolünde, silah kaçakçılığı, kara borsa elmaslar insan ticareti, hatta cinayet ve şantajda.

He's extremely dangerous and he's more than likely armed.

Son derece tehlikeli ve çok büyük ihtimalle silahlı.

Click to see more example sentences
arm kol

The man who cost me an arm.

Bana bir kola mal olan adam.

Actually, I think that's an arm.

Bence bu daha çok bir kol.

Patient Joe Luria, distal and proximal arm contractures, duration four seconds.

Hasta Joe Luria, dört saniye süren distal ve proksimal kol kasılması gözlemlendi.

Click to see more example sentences
arm el

Put your arm here, hand on there, and look there and look up.

Kolunu buraya koy, el şuraya, ve buraya bak Yukarı bak.

He will lose an arm or hand, at least.

Kolunu ya da en azından elini kaybedecek.

Use your instincts and your eyes, then your hands and arms.

İçgüdülerini kullan. Ve de gözlerini. Ellerini ve kollarını da.

Click to see more example sentences
arm güç

Go one, two strong arms! three, four, five, six, jump, seven, eight!

Hadi bir, iki güçlü kollar! üç, dört, beş, altı, sıçra, yedi, sekiz!

Oh, what strong arms you have.

Ne kadar güçlü kolların var!

And this arm don't look that strong to me.

Bu kol bana o kadar güçlü gelmedi.

Click to see more example sentences
arm kuvvet

As you and the people saw today, neither the army nor the armed forces fired a single shot,

Bugün sizin ve insanların gördüğü gibi, ne ordu ne de silahlı kuvvetler tek bir atış yapmamışlardır.

Since my capture, I have been treated well by the honorable men and women of our armed forces and police.

benim yakalama beri İyi tedavi edilmiş onurlu erkekler tarafından ve kadınlar bizim silahlı kuvvetler ve polis.

This is Armed Forces radio, London.

Burası Silahlı Kuvvetler Radyosu, Londra.

Click to see more example sentences
arm bilek

Come on, let's arm wrestle.

Hadi. Bilek güreşi yapalım.

This arm-wrestling, sir, it's just not working.

Bu sadece değil bilek güreşi de efendim.

Isn't that the arm-wrestling movie?

O bilek güreşi filmi değil mi?

Click to see more example sentences
arm koy

Put your arm here, hand on there, and look there and look up.

Kolunu buraya koy, el şuraya, ve buraya bak Yukarı bak.

So maybe whoever put it on his arm can tell us who John Doe is.

O yüzden belki de kim koluna koydu bize söyleyebilir kim John Doe olduğunu.

Colin, put that arm back.

Colin o kolu geri koy

Click to see more example sentences
arm cephane

Arms and ammunition.

Silah ve cephane.

Hey, Bobby Arms!

Hey, Cephane Bobby!

I gave him a couple of socks And re-arm them.

Ona bir çift çorap verdim ve cephane ikmali yap.

Click to see more example sentences
arm silahlanma

The Umbrella Corporation built a new arms race.

Umbrella Şirketi yeni bir silahlanma yarışı yarattı.

So there's a kind of escalation, it's an arms race.

Yani bir çeşit artırma var, bu bir silahlanma yarışı.

arm dal

Knocks off Farkas, straight-arms Todd.

Farkas'ı deviriyor, Todd'a dalıyor.

arm sağlamak

Did that weak arm keep you from taking electives like archery?

O zayıf kolun okçuluk gibi seçmeli aktivitelerden uzak durmanı sağladı mı?