English-Turkish translations for arrange:

ayarlamak · anlaşma · düzenleme · düzenlemek · yerleştirmek · aranjman · hazırlık · düzen · hazırlamak · tanzim · dizmek · other translations

arrange ayarlamak

He wants to arrange a meeting with Leo Morse To discuss the matter.

Konuyu görüşmek için Leo Morse ile bir görüşme ayarlamak istiyor.

That's why he arranged the first fix, right?

Bu yüzden ilk şikeyi ayarladı değil mi?

Some force, some intelligence has arranged this for a purpose.

Bir güç, bir bilinç bunu ayarladı. Bir amacı var.

Click to see more example sentences
arrange anlaşma

And this wouldn't be a temporary arrangement.

Ve bu geçici bir anlaşma olmayacak.

This is just an arrangement.

Bu sadece bir anlaşma.

It's a fair and civilized arrangement.

Adil ve medeni bir anlaşma bu.

Click to see more example sentences
arrange düzenleme

Peter gave me some forms regarding Neal's housing arrangements, and I'm not sure that I understand them.

Peter bana bazı formları verdi Ilişkin Neal konut düzenlemeleri, Ve emin değilim Ben onları anlıyorum.

No. But he made arrangements for another man.

Ama bir başka erkek için düzenlemeler yaptı.

But perhaps we could make another arrangement?

Ama belki de başka bir düzenleme yapmalıyız?

Click to see more example sentences
arrange düzenlemek

Our coach arranged for us to practice here this morning.

Koçumuz bu sabah için bize burada antreman düzenledi.

The next day Miriam arranged a meeting with a quirky European movie producer.

Ertesi gün Miriam,.. Avrupalı tuhaf bir yönetmenle bir toplantı düzenledi.

I've never seen you arranging flowers before, Dr Cogan.

Daha önce çiçek düzenlemesi yaptığınızı hiç görmemiştim, Dr. Cogan.

Click to see more example sentences
arrange yerleştirmek

I've arranged the dinner for Organizer together with Miss Kim Sae Hyun and Director.

Bayan Kim Sae Hyun ve Müdür ile birlikte organizatörler için akşam yemeği düzenleyeceğim.

I've arranged dinner tonight for all of us.

Bu akşam hepimiz için bir akşam yemeği ayarladım.

I could arrange another lunch just you, me and the grandchildren.

Başka bir yemek ayarlarım. Sadece sen ben ve torunlarımız.

Click to see more example sentences
arrange aranjman

The arrangement is very expensive.

Bu çok pahalı bir aranjman.

They sent us an arrangement of flowers and a nice card.

Bize bir çiçek aranjmanı ile güzel bir kart yolladılar.

Britta, that's a really beautiful arrangement.

Britta, bu gerçekten güzel bir aranjman.

Click to see more example sentences
arrange hazırlık

Give me a guide and I'll make the arrangements.

Bana bir rehber ver ve hazırlıkları yapayım.

I'll accompany you to arrange the wedding how's that?

Düğün hazırlıkları için sana eşlik edeceğim. Bu nasıl?

There's no time for funeral arrangements.

Cenaze hazırlıkları yapmak için vakit yok.

Click to see more example sentences
arrange düzen

You had the perfect arrangement.

Mükemmel bir düzenin vardı.

It's the perfect arrangement.

Hayır, bu mükemmel düzen.

New seating arrangement.

Yeni oturma düzeni.

arrange hazırlamak

Oh, yes, uh, Mr. Barclay has arranged a small gift for you and your crew.

Oh, evet, Bay Barclay sizin ve mürettebatınız için küçük bir hediye hazırladı.

Deare arranged a small reception just for me.

Deare ufak bir karşılama hazırlamış benim için.

Arrange protective crating for the two oscilloscopes and fly to Houston.

İki osiloskop için koruyucu kafesi hazırla, onlarla Houston'a uçacağım.

arrange tanzim

Jae-ho does flower arrangement?

Cey-ho çiçek tanzimi mi yapıyor?

arrange dizmek

The desks arranged in a semi-circle

Sıralar yarım daire biçiminde dizilmiş.