arrogant

In a way, he was my teacher as well but he was also manipulative, selfish and arrogant.

Bir bakıma, benim öğretmenim de oldu. Ama aynı zamanda çıkarcı, bencil ve kendini beğenmiş biriydi.

And that stupid, arrogant little warrior, will now join his big accomplice in the dungeon!

Ve o aptal biraz kibirli savaşçı şimdi onun suç ortağı büyük katılacak zindan!

Because the arrogant bastard thinks he's smarter than you.

Çünkü kendini beğenmiş bu pislik senden daha zeki olduğunu sanıyor.

He's an arrogant little punk.

O küçük küstah bir serseri.

He's arrogant and probably doesn't think he's done anything wrong.

Çok kibirli ve muhtemelen yanlış bir şey yapmış olduğunu düşünmüyor bile.

You arrogant little punk!

Seni küstah, küçük serseri!

He feels powerful, arrogant, but sometimes it's not about power.

Güçlü, kibirli olduğunu düşünüyor ama bazen mesele sadece güç değil.

Listen to me, you arrogant little prick.

Beni dinle seni kendini beğenmiş pislik.

You don't think that's a little arrogant?

Sence de biraz kibirli değil mi?

There's a fine line between confidence and arrogance, Major.

Güven ve küstahlık arasında ince bir çizgi vardır Binbaşı.