English-Turkish translations for ask:

sormak · soru sormak · istemek · teklif etmek · aramak · davet etmek · rica etmek · dilemek · çağırmak · talep etmek · yalvarmak · danışmak · other translations

We also found translations for word ask in Turkish.

ask sormak

Please Papa, let me ask you one question and please this time please, please, tell me the truth

Lütfen baba, izin ver sana bir soru sorayım lütfen bu kez lütfen, lütfen, bana gerçeği söyle

But there's something I have to ask him.

Ama ona sormam gereken bir şey var.

May I ask you one more thing?

Sana bir şey daha sorabilir miyim?

Click to see more example sentences
ask soru sormak

Please Papa, let me ask you one question and please this time please, please, tell me the truth

Lütfen baba, izin ver sana bir soru sorayım lütfen bu kez lütfen, lütfen, bana gerçeği söyle

Then ask me a real question to get to know me.

O zaman beni tanımak için bana gerçek bir soru sor.

I'll just ask you one question.

Sadece bir soru soracağım sana.

Click to see more example sentences
ask istemek

You asked for a lot, a lot of different things and then I couldn't do it all for you.

Sen bir sürü istedi, Daha sonra farklı şeyler ve bir çok Senin için her şeyi yapamadı.

Is there anything else you want to ask me?

Sormak istediğin başka bir soru var mı?

If you wanna ask something, you just ask.

Eğer başka bir şey sormak istiyorsan, sadece sor.

Click to see more example sentences
ask teklif etmek

And now a rich and handsome man has asked me to marry him, and I have said yes.

Şimdi yakışıklı ve zengin bir adam bana evlenme teklif etti ve ben evet dedim.

Just go and ask her out for a drink.

Sadece git ve ona çıkma teklif et.

He asked you first, didn't he?

Önce sana teklif etti, değil mi?

Click to see more example sentences
ask aramak

By the way, I wanted to ask you something.

Bu arada, sana bir şey sormak istiyordum.

Ms. Dubois and I keep asking ourselves, "Was there any connection between these two men?

Bayan Dubois ile sürekli kendimize soruyoruz, bu iki adam arasında bir bağlantı var mı?

Michael called me today, and he asked me where Robin was.

Bugün, beni Michael aradı ve Robin'in nerede olduğunu sordu.

Click to see more example sentences
ask davet etmek

He asked her to a party. Oh, my God, are you okay?

Onu bir partiye davet etti, aman Tanrım, sen iyi misin?

And then she asked you to dinner?

Ve sonra yemeğe davet etti?

The Red Queen asked me to dinner.

Kızıl Kraliçe beni yemeğe davet etti.

Click to see more example sentences
ask rica etmek

I'm asking you as a friend and a fellow citizen, protect me, but here in Los Angeles.

Senden bir arkadaş ve bir yurttaş olarak rica ediyorum. Beni koru ama burada, Los Angeles'ta.

Just for this morning, i'm asking.

Sadece bu sabah için, rica ediyorum.

Listen, please, I'm asking you.

Dinle, lütfen, rica ediyorum.

Click to see more example sentences
ask dilemek

But she asked me, and I thought it would be a good opportunity to apologize.

Ama bana sordu ve ben de özür dilemek için iyi bir fırsat olduğunu düşündüm.

Excuse me, may I ask you a few questions?

Özür dilerim, size birkaç soru sorabilir miyim?

I'm sorry, I have to ask you these questions.

Özür dilerim, sana bu soruları sormak zorundayım.

Click to see more example sentences
ask çağırmak

The King has asked for her tonight.

Kral bu akşam için onu çağırdı.

Last night our publisher called me into his office and asked me one question.

Dün akşam yayıncımız beni ofisine çağırdı ve bana bir soru sordu.

Dean asked me to dinner.

Dean beni yemeğe çağırdı.

Click to see more example sentences
ask talep etmek

Perhaps I should ask for a lawyer.

Belki de bir avukat talep etmeliyim.

Definitely can't ask him.

Kesinlikle onu talep edemezsin.

We will ask for the usual compensation. Oh, yes, yes, of course.

Her zamanki gibi tazminat talep ettik Oh, evet, evet, elbette

Click to see more example sentences
ask yalvarmak

A German asks for forgiveness.

Bir Alman affedilmek için yalvarıyor.

ask danışmak

Naomi asked me to come down upstairs for a consult.

Naomi bir şey danışmak için beni yukarı kata çağırdı.