English-Turkish translations for attack:

saldırı · saldırmak · kriz · atak · hücum · nöbet · yakalanmak · hamle · hücum etmek · taarruz · tutmak · tecavüz etmek · zarar vermek · basmak · vurmak · other translations

attack saldırı

But right now this country is under attack, and I've got a job to do, and I don't have a choice.

Fakat şu an bu ülke saldırı altında ve yapmam gereken bir işim var ve başka seçeneğim yok.

Are you OK, are you under attack?

İyi misin? Sen, saldırı altında mısın?

If this was a chase or a blitz attack, there's be signs of a struggle somewhere here.

Eğer bu bir kovalamaca ya da ani bir saldırı olsaydı buralarda bir yerde boğuşma izi olurdu.

Click to see more example sentences
attack saldırmak

People attack you because they think you're beautiful and you're smart.

İnsanlar sana saldırıyor çünkü senin akıllı ve güzel olduğunu düşünüyorlar.

So the girl who attacked me wasn't a crazy witch.

Demek bana saldıran kız çılgın bir cadı değilmiş.

Why did Peter attack this man?

Neden? Peter bu adama neden saldırdı?

Click to see more example sentences
attack kriz

He's not having a heart attack. He looks like he's having a heart attack, doesn't he?

O sahip değil Kalp krizi. diye geçiriyor gibi görünüyor O kalp krizi, o değil mi?

A cute little heart attack.

Küçük sevimli bir kalp krizi.

Somewhere, some lucky guy's having a heart attack.

Bir yerlerde, şanslı herifin biri kalp krizi geçiriyor.

Click to see more example sentences
attack atak

It was something like a panic attack.

Panik atak gibi bir şey oldum.

I'm having a panic attack right now.

Şu anda bir panik atak yaşıyorum.

You really have panic attacks?

Gerçekten panik atak geçiriyor musun?

Click to see more example sentences
attack hücum

Too small for an attack.

Bir hücum için fazla küçük.

Everyone wants to attack.

Herkes hücum etmek ister.

Wolf pack attack!

Kurt sürüsü, hücum!

Click to see more example sentences
attack nöbet

This is our anniversary But it's an emergency He's having an anxiety attack

Bu bizim evlilik yıldönümümüz. Ama bu acil. Bir anksiyete nöbeti geçiriyor.

Heart attack, stroke, seizure, death, or worse.

Kalp krizi, inme nöbet, ölüm veya daha kötüsü.

Papa is having another attack.

Babam başka bir nöbet geçiriyor.

Click to see more example sentences
attack yakalanmak

His best friend died of a heart attack last week.

Geçen hafta en yakın arkadaşı kalp krizinden öldü.

Last spring, close to the school, an Internet cafe was attacked.

Geçen bahar okula yakın bir internet kafe saldırıya uğramış.

He was immediately attacked and captured.

Anında saldırıya uğradı ve yakalandı.

Click to see more example sentences
attack hamle

There's one attack, but it will cost you your life.

Tek bir hamle var ama bu senin hayatına mal olacak.

Mr. President, this may be the first step in a coordinated cylon attack.

Bay Başkan, belki de bu hesaplanmış bir Cylon saldırısının ilk hamlesi.

We fought, and her her attack, I guess it backfired.

Kavga ettik ve sanırım Onun hamlesi geri püskürdü.

Click to see more example sentences
attack hücum etmek

Everyone wants to attack.

Herkes hücum etmek ister.

Every day he attacks.

Her gün hücum ediyor.

And La Bonne Guerre keeps attacking him

Ve Bonne Guerre ona devamlı hücum ediyor

Click to see more example sentences
attack taarruz

Attack pattern Shinzon Theta.

Taarruz düzeni: Shinzon Teta.

Devil's left flank under counter-attack, sir.

Şeytanlar'ın sol kanadı karşı taarruz altında, efendim.

He only has enough men for one assault an all-out attack on our fleet.

Sadece tek bir taarruz için yeterli adamı var. Filomuza topyekûn bir saldırı.

attack tutmak

Steve was attacked while fishing.

Steve balık tutarken saldırıya uğradı.

We know that Trond Emil Rogn hired lbrahim Checu to perform a fake attack.

Trond Emil Rogn'un İbrahim Checu'yu sahte bir saldırı yapması için tuttuğunu biliyoruz.

Book-Eclipse Secret Attack!

Kitap-tutulması Gizli Saldırısı!

attack tecavüz etmek

You attacked and you raped her.

Saldırdın ve ona tecavüz ettin.

So Cori attacked Henry because he raped her?

Cori Henry'e kendisine tecavüz ettiği için saldırdı.

attack zarar vermek

First attack damaged the shields.

İlk saldırı kalkanlara zarar verdi.

the damage this attack has done to the highest echelons of American intelligence

Yapılan bu saldırı Amerikan İstihbaratı'nın en yüksek birimine büyük ölçüde zarar verdi.

attack basmak

He had no moral because he thought that the press would attack.

O hiçbir ahlaki vardı o basın saldırı olacağını düşündüm çünkü.

attack vurmak

Julie Skahan shot and killed her attackers that night.

Julie Skahan o gece saldırganları vurup öldürdü.