English-Turkish translations for attend:

katılmak · ilgilenmek · gitmek · bakmak · bulunmak · beklemek · eşlik etmek · hizmet etmek · hizmetinde olmak · other translations

attend katılmak

My brother died just a few days ago... .and I am here to attend the meeting.

Daha bir kaç gün önce kardeşim öldü ve ben toplantıya katılmak için buradayım.

Also attending will be William P. Moran of Detroit, Michigan.

Ayrıca William P. Moran da katılacak Detroit, Michigan'dan.

Looks like he's attending a charity auction tonight.

Görünüşe göre bu akşam bir yardım açık arttırmasına katılacak.

Click to see more example sentences
attend ilgilenmek

I'll buy you dinner, but first I have official business to attend to.

Sana yemek ısmarlayacağım ama önce ilgilenmem gereken resmi bir var.

You've got something more important to attend to.

İlgilenmemiz gereken daha önemli bir şey var.

I'm afraid I have a more pressing matter to attend to, Captain.

Korkarım, ilgilenmem gereken çok daha önemli bir işim var, Kaptan.

Click to see more example sentences
attend gitmek

Yeah, a technical conference he was going to attend this week.

Evet, bu hafta gitmek istediği bir teknik konferans vardı.

Last year, I attended a Halloween party dressed up as Lady Gaga.

Geçen yıl bir Cadılar Bayramı partisine Lady Gaga kılığında gittim.

I'm going to attend a wedding.

Ben bir düğüne katılmaya gidiyorum.

Click to see more example sentences
attend bakmak

And you I believe, Doctor, have patients to attend to.

Ve sen de, doktor, bakman gereken hastaların var sanırım.

In the meantime, we have other patients to attend.

Bu arada, bakmamız gereken başka hastalar da var.

Mr Elton is waiting to attend to you.

Bay Elton sana eşlik etmek için bekliyor. Bak.

Click to see more example sentences
attend bulunmak

But we found the missing flight attendant, Uh, Ryan Wade's, cellphone.

Ama kayıp uçuş görevlisi Ryan Wade'in cep telefonunu bulduk.

Miriam found someone else. A parking attendant.

Miriam başkasını bulmuş, bir otopark görevlisi.

Attending a child on the crysata is an honorable role.

Bir çocuğun kraysata sına katkıda bulunmak onurlu bir şeydir.

Click to see more example sentences
attend beklemek

I have many details to attend to and Mama's waiting.

İlgilenmem gereken çok detay var ve annem bekliyor.

Mr Elton is waiting to attend to you.

Bay Elton sana eşlik etmek için bekliyor. Bak.

attend eşlik etmek

Mr Elton is waiting to attend to you.

Bay Elton sana eşlik etmek için bekliyor. Bak.

attend hizmet etmek

Luxans consider it a great privilege John, to attend an Oracan!

Luxan'lar bir Oracan'a hizmet etmeyi büyük bir ayrıcalık olarak görür John!

attend hizmetinde olmak

Luxans consider it a great privilege John, to attend an Oracan!

Luxan'lar bir Oracan'a hizmet etmeyi büyük bir ayrıcalık olarak görür John!