English-Turkish translations for attitude:

tavır · davranış · tutum · yaklaşım · bakış · duruş · düşünce · durum · konum · fikir · poz · other translations

attitude tavır

That's not fair, the guy has a bad attitude.

Bu adil değil. Adamın kötü bir tavrı var.

Don't give me that attitude, okay?

Bana tavır yapma, tamam mı?

Yeah, you got an attitude problem.

Evet, sende tavır sorunu var.

Click to see more example sentences
attitude davranış

Miles, that right there, that kind of attitude Not exactly what we need right now.

Miles, bu tür bir davranış şu anda ihtiyacımız olan bir şey değil.

For a big match against Japan, someone's got the wrong attitude

Japonya'ya karşı büyük bir maçta birisinin yanlış davranışları var.

Guy's got a serious attitude problem.

Bu herifin ciddi bir davranış sorunu var.

Click to see more example sentences
attitude tutum

No, but we'll be back with more information and you will have a better attitude.

Hayır ama daha fazla bilgiyle geri geleceğiz ve daha iyi bir tutumun olsa iyi olur.

And he's got the right attitude, you know?

Ve o var Doğru tutum, biliyor musun?

He has an attitude about everything.

Her şey hakkında bir tutumu var.

Click to see more example sentences
attitude yaklaşım

Everett, with all due respect I don't think that's a very healthy attitude.

Everett, saygısızlık etmek istemem ama bu sağlıklı bir yaklaşım değil bence.

That's a good attitude for a therapist.

Bir terapist için iyi bir yaklaşım.

I mean, there's no new attitude, right?

Yeni bir yaklaşım yok, değil mi?

Click to see more example sentences
attitude bakış

Now, see, that is just a bad attitude.

Bak şimdi, bu çok yanlış bir tutum.

Hey hey check the attitude pal.

Hey hey şu tavrına bak dostum.

These narcissistic attitudes, pessimist views.

Bu narsist tavırlar pesimist bakışlar.

Click to see more example sentences
attitude duruş

This guy's got an attitude.

Bu adamın bir duruşu var.

That's my dream not for sport, just for their general superior attitude.

Bu benim hayalim, spor için değil, sadece onların genel kibirli duruşları için.

But for the stance, man, the attitude.

Ama duruş için, dostum. Tavır için.

Click to see more example sentences
attitude düşünce

That's a bad attitude.

Bu kötü bir düşünce.

What is that attitude?

Bu düşünce de ne?

Attitude reflects leadership, Captain.

Düşünce liderliği yansıtır, Kaptan.

attitude durum

New attitude, new car.

Yeni durum, yeni bir araba.

New attitude, new clothes.

Yeni durum, yeni kıyafetler.

Look at this idiots' attitude.

Şu aptalın durumuna bak.

attitude konum

These look like landing thrusters attitude control warp stabilisers.

Bunlar iniş iticileri gibi görünüyor konum kontrol warp dengeleyicileri.

Attack posture, circumvental attitude.

Saldırı konumu, yarımay vaziyeti.

attitude fikir

Maybe you have a great attitude?

Belki senin için iyi bir fikirdir.

attitude poz

Nice attitude, Jemaine.

Güzel poz, Jemaine.